AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Hiçbir krizi yönetemiyorlar

Haz 23, 2026 - 17:12
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Hiçbir krizi yönetemiyorlar

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Habertürk ekranlarında soruları yanıtladı.Çelik'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

TERÖRSÜZ TÜRKİYE

Türkiye'nin bu konuda hem terörle mücadelenin klasik yöntemleri konusunda hem de terörü ülkenin soft powerını kullanmak yolunda uzun bir tecrübesi var. Dünyanın çeşitli yerlerinde bu tip örnekler var. Türkiye terörle mücadelede uluslararası hukuka bağlı şekilde öne çıkan bir ülkedir. Büyük bir tecrübesi vardır. Türkiye'ye karşı vekalet savaşı yürütenler tarafından kullanıldığı pek çok zaman dilimini yaşadık. Etnik ya da dini kavramlara atıf yaparlar terör örgütleri. O işin sadece tabelasıdır. O tabelanın arkasında başka ilişki ağları, hedefler, sponsorlar, zemin hazırlayanlar vardır. Bu konuda büyük bir kapasitesi var Türkiye'nin. Birisi yakalanmıştı, geçmişte DEAŞ terör örgütünde bulunmuş, PKK terör örgütüne geçmiş aynı zamanda da istihbaratla bağlantılı. Böyle karışık ilişkiler. Türkiye bu konuda yüksek kapasite koymuştur.

Geçmişte yapılan düzenlemeler var. MGK'nın bir bütün olarak karar verdiği şeklinde değerlendirme yapılmıştı. Türkiye'nin bütün güvenlik kurumlarıyla tavizsiz bir şekilde sürdürme konusunda yüksek deneyimi var. Bizim iktidarımız döneminde de bununla ilgili girişimler oldu. Terör örgütünün silah bırakma söylemini ortaya koymasına rağmen daha sonra silahlı teröre dönmesi neticesinde süreçler akamete uğramıştı. Şimdi son dönemde sayın Bahçeli'nin tarihi bir çağrısı oldu. Türkiye'de bu meselenin daha rahat konuşulmasını, devletin imkan ve kabiliyetinin beraber kullanabileceğine dair zemin oluşturdu. Sayın Cumhurbaşkanımızın siyasi hayatının başından beri bir deneyimi vardı bu konuda. Onun talimatlarıyla devlet politikasına dönüştü. Cumhur İttifakı olarak en büyük sahiplenicisi ve taşıyıcısıdır.

Bu tip işlerde ideal olmuyor. İdeal nedir; şimdiye kadar silahlar bırakılmalı ve terör gündemden kalkmalıydı, ideal olan budur. Bazen iktidar oyalıyor diyenler var. Bunu diyenler terör örgütünün silah bırakma konusunu gündeme almıyorlar. Her işin bir ritmi var. Bu olayların şöyle bir ritmi var; bazen 1 aylık yol 1 günde 1 günlük yol 1 ayda gidiliyor. Sayın Devlet Bahçeli demişti ki, bu iki kanatlı kuştur. Bir yandan hukuki düzenleme bir yandan silah bırakma. Silah bırakma ile sembolik bir yaklaşım ortaya kondu ama silah bırakma devam etmedi. Kesintisiz, etkili, tatminkâr şekilde devam etmesi lazımdı. Sürekli olarak dönüp, iktidara 'silah bırakması gerekenler üzerine düşeni yaptı, sıra sizde' diyenler. İdeal olan bu meselenin şimdiye kadar gündemden çıkmış olmasaydı.

Burada esas olan terör örgütünün bütün silahlı uzantılarıyla, silahlarını teslim etmesidir. Bu terör aslında bir paket. Bunun siyasi tarafı da var. Avrupa'da illegal yapılanmaları var. Silahsız terör kavramı çok tartışılır. Üzerinde mutabakat yoktur. Tehdit, şantaj, korkutma gibi faaliyetlerin de terörün içinde olduğu söylenir. Terörsüz bölge anlamında Irak, İran, Suriye'de atılacak adımlar. PJK'nın bütün illegal yapılanmasının fesh olmasıdır."

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Cumhurbaşkanı adayımız Erdoğan'dır

"TERÖR ÖRGÜTÜN SİLAHLARI TAMAMEN BIRAKMASI İÇİN YASAL ÇERÇEVENİN OLUŞMASI GEREKİYOR"

Bu süreçle ilgili ilk açıklamamızı yaptığımızda terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge arasında ontolojik bir ilişki olduğunu söyledik. Bu birbirini bütünleyen kavramdı. Silahlı terör örgütü Türkiye'de olduğu gibi Irak, Suriye, İran'da gösteriyor. Bunun Avrupa boyutu da var. Çağrılardan sonra Meclis komisyon çalışmasıyla bütünleyecek, kuşatacak çalışma yaptı. Esasında silah bırakmanın esas olduğuna dair herkes imza attı. Komisyona katılmayanlar da oldu. Gelinen noktada yeni aşamadayız. Terör örgütün silahları tamamen bırakması için yasal çerçevenin oluşması gerekiyor. Yasal çerçevenin silah bırakma şartına bağlı olarak belli bir zaman dilimini kapsayan çerçeve olacak. Buradaki esas mesele; şimdi taslak olarak tartışılacak, daha sonra çerçeveye dönüştüğünde, silah bırakma şartıyla hayata geçecek. Bu Meclis komisyon raporu, Cumhur ittifakının açıklamalarında kastedilen budur. Bunun mantığı; bu çerçeve silah bırakma şartına bağlı olarak hayata geçecek çerçevedir. PKK terör örgütünü hedeflemekte ve belli bir süreyi içerecektir.

"TÜRKİYE'DE, TÜRK, KÜRT, ALEVİ, SÜNNİ BÜTÜN GRUPLARIN ARASINDA KADERDAŞLIĞA DAYANA BAĞ VARDIR"

Zaman zaman bu dünya örnekleri tartışılırken yanlış analizler yapılıyor. Oradaki birtakım modeller, yaklaşımlar buraya taşınmaya çalışılıyor. Örnek verilen çalışmaların pek çoğundaki ülkelerde esasında oralarda iç savaş ortamı, etnik temelde tam bir ayrışma söz konusu olmuştur. Duvarların arkasında sürdürülen yaşamlardır. Halbuki Türkiye'de, Türk, Kürt, Alevi, Sünni bütün grupların arasında kaderdaşlığa dayana bağ vardır. Terörün en yoğun olduğu zamanlarda bile gündelik hayatın içerisinde Türk ile Kürt arasında sorun olmamıştır. Kimse kimsenin canına taş atmamıştır. Balkanlar ve diğer yerlerde bu sorunlar aşağıdan yukarıya çalışan sorunlardır. Ama Türkiye'de hiçbir zaman terör Türk-Kürt kardeşliğinin arasına girememiştir, Alevi-Sünni kardeşliğinin arasına girememişti.

"SÜRECİN HIZLI ŞEKİLDE TAMAMLANMASI LAZIM"

Bu hızlanma meselesi hakkında Cumhur İttifakı'na muhalefet edenlerden çok konuşanlar, esasında iki kanatlı kuş yaklaşımına ve işin doğasına aykırı iş yapıyorlar. Sürekli yasal çerçeveden bahsediyorlar ama bir kerecik bile terör örgütünün silah bırakmasından bahsetmiyorlar. Burada bütün amaç silahlı yapının ortadan kalkmasıdır. Birileri bundan terörün meşrulaşmasını ya da terör eylemlerinin mazur göstermesini anlamaya ve anlatmaya çalışıyor. Bu medeni toplumda asla kabul edilemeyecek yaklaşımdır. Terör insanlık suçudur. Yıllar içerisinde bölgemize dönük planları olan büyük devletler var. Bu devletlerin kullandığı vekil güçler var. Bir kısmı biliniyor, bir kısmı bilinmiyor. Bölgede halkların çıkarlarını hedef alan emperyal güçlerin vekil güçleri kullandığını hepimiz biliyoruz. Herhangi terör örgütü etnik, mezhebi grup adına mücadele ediyorum diyorsa bu büyük bir yalandır ve tabeladır. Bugün gelinen nokta, yeni aşamadayız. Bunun sona ermesi için hızlı davranmak lazım. Hız kelimesini kullanacaksak bu kelimeyi en yüksek tonla biz kullanıyoruz. Terör örgütünün silah bırakmasını temin etmek üzere yasal düzenleme konusunda tam irademiz var. Bu sürecin bu çerçevede en hızlı şekilde tamamlanması lazım.

"ODAK TERÖRSÜZ TÜRKİYE VE TERÖRSÜZ BÖLGEDİR"

Burada iki şey önemli. Silah bırakma kesintisiz devam etseydi, bugün belki gündemde olan 100 soru varsa 90'ı gündemde olmayacaktı. Bu tip işlerde pek çok şey fiili adımla, sosyolojik iradeyle çözülür. Çok az kısmı hukukla halledilen bir şeydir. Hukuk meselenin güvencesidir. Denir ki 'Bu süreçlere karşı konuşanlar, bu süreçlere karşı olduklarını söyleyenler süreçlere zarar veriyorlar'. Evet, iftira atanlar, çarpıtanların faaliyetleri var. Ama en büyük zararı kim verir biliyor musunuz; destek veriyormuş gibi yapıp sürekli olarak maksimalist talepleri dile getirenler. Burada esas konu odağımızı kaybetmemek. Odak terörsüz Türkiye ve terörsüz bölgedir. Bunun dışında başka odaklara sürüklemek isteyenler esasında çalıştırdıkları algoritma, yazılım sürece köstek oluyor.

Kim bu süreçlerde dış devletlerden destek talep ediyorsa, onların müdahil olmasını talep ediyorsa, Türkiye'nin içinde herhangi toplumsal kesimi ya da güvenlik güçlerini hedef alıyorsa süreç karşıtı bir algoritma çalıştırır. Buradaki mevzu bir odağını kaybetmemek, iki sağduyulu olmak. Burada atılan adım sürece oksijen mi pompalıyor, karbondioksit mi pompalıyor. Bu tip süreçlerde çok şey tartışılır. Herkesin gündemi vardır.

Dar ideolojik gündemlerin içine çekmeye çalışırlar. Herkesin sağduyulu şekilde daha merkez kullanması lazımdır. O zaman bu dar ideolojik ajandaya angaje olmuşlara karşı meseleyi otobanda tutmanız gerekiyor. Konuyla ilgisi olmayan birtakım gündemleri buna eklemlemeye çalışmak meselesi. Bu Türkiye'nin bütün siyasi problemlerin boca edileceği alan değildir. O açıdan mevzunun otobanda tutulması gerekir. Dar ideolojik gündemlerini Türkiye'nin gündemleri yapmaya karşı otobanda tutmak için açıklamalarımızı yapıyoruz. Bunun çeşitli kodlamaları oluyor. Bazıları 'iktidar bu konuyu oyalıyor' diyor. Halbuki burası bütün hassasiyetlerin beraber yürütüldüğü yer. Devlet politikası ve devletin kurumları açısından da net. Taslak tartışılacak, çerçeve ortaya çıkacaktır. Konunu takip edilmesiyle beraber sayın Cumhurbaşkanımızın takdir edeceği bu bir özel mekanizma mı olur, MGK mı olur. Teyit edilecek, yasal çerçeve, devlet kurumları ikna olduktan sonra sayın Cumhurbaşkanımızın takdiriyle o yasa hayata geçmiş olacak.

Bu tespit mekanizması belli bakanlardan oluşabilir, teyit mekanizması MGK olabilir. Bunlar tartışılıyor kamuoyunda bunlar sayın Cumhurbaşkanımızın takdiriyle sonuçlanacak süreçlerdir.

"KÜRT KARDEŞLERİMİZ İÇİN KPSS'DE İYİ PUAN ALSALAR BİLE MEMUR OLAMIYOR DENEN YALANLAR DUYDUK"

Burada enteresan olan şudur. Sürece destek veriyormuş gibisinden açıklamalar yapılıyor. Sürece destek veriyormuş gibi yapıp, dışlayıcılık, ırkçılık üreten pek çok söz duyduk. Aynı şekilde yıllarca fedakârlık yapmış korucularımıza saldıran, İngiltere'den destek isteyen. Kürt kardeşlerimiz için KPSS'de iyi puan alsalar bile memur olamıyor denen yalanlar duyduk. Bunlar sürece destek verenler tarafından üretilen yalanlar. Bunlar sisteme karbondioksit pompalayan yaklaşımlar. Kürt vatandaşlarımızın dikkatine sunmak isterim ki, süreci destekliyorum demenin tabelada kalması başka amaçlara hizmet ediyor. Her bir vatandaşımızın devleti olduğu duygusuyla kardeşlik ve kaderdaşlıkla meseleyi ele almak.

Burada herkesin katkısına ihtiyaç vardır. Ya da eleştiriler de olabilir. Yeter ki çarpıtma, iftiradan uzak durulmalıdır. Onlar bazen 'milli' sıfatını kullanarak yaklaşım gerçekleştiriyorlar. Milli siyasete yakınmış gibisinden. Bu süreçlerin sabote edilmesinin kimin işine yaradığını iyi değerlendirmek lazımdır.

CHP'DE KURULTAY TARTIŞMASI:HİÇBİR KRİZİ YÖNETEMİYORLAR

CHP köklü bir parti. CHP'ye oy vere bütün vatandaşlarımıza buradan bir daha saygılarımızı iletiyoruz. Bizim açımızdan değişen bir şey yok. Biz sayın Kılıçdaroğlu ile de mücadele ettik. Sayın Özgür Özel'le de mücadele ettik. Bunların yönetim biçimlerinin CHP'ye gönül veren değerli vatandaşlarımıza haksızlık olduğunu değerlendiriyoruz . Müthiş bir siyasi gerileme var. CHP kendi birikimine uygun yönetimlere sahip olamadı her iki dönemde de. Dış politikada sayın Şükrü Elekdağ milletvekili iken karşı karşıya geldiğimiz çok konu olurdu. Bilge kişiliktir. Bugün mesela sayın Kılıçdaroğlu ve sayın Özel döneminde dış politikayla ilgili konuşmalar propagandist söyleme dayanıyor. Fakat herkes kendi kusurunu bizim üzerimizden temize çekmeye çalışıyor. Buna müsaade etmeyiz. Sürecin iddia edeni, suçlayanları CHP'li, suçlananlar CHP'li. Sonuçta bunlar ortaya döküldü. Yargı süreçleri gündeme aldı. Kendileri belediyelerde olanları Uşak'ta, Antalya'da, İstanbul'da olanları savunabiliyorlar mı? Büyük bir ayrışma yok mu CHP'liler arasında? Bugün İstanbul, Uşak, Antalya ve diğerleri CHP'nin bir kanadı arınmadan diğer kanadı kurultaydan bahsediyor. Bu CHP'nin kendi gündemi. Biz bu gündemin hiçbir tarafında yokuz. Bir siyasi gözlemci olarak bakarsak, böylesine yetersizlik, siyasi okuma yazma bilmezlik görmedim. Hiçbir krizi yönetemiyorlar. Memleketin meseleleriyle ilgili büyük laflar ediyorlar ancak bu kadar acemi yaklaşım olabilir mi? Hem sayın Kılıçdaroğlu hem de sayın Özel döneminde bazı krizler sıçrama elde etmek için vesiledir. Cumhurbaşkanımızın liderliği Cumhuriyet ve hatta dünya tarihinde karşılaşılmamış büyük krizleri yönetmesi sayesinde bu büyük sıçramaları yönetmiştir. Bunlar bir parti yönetimi skalasında bir yaklaşım bir duruş ortaya koyamıyorlar."