Anlaşma mı zayıflık mı? Dünya Trump’ın kabusunu yazdı: Çin dönüm noktasının adresi

May 16, 2026 - 08:58
Anlaşma mı zayıflık mı? Dünya Trump’ın kabusunu yazdı: Çin dönüm noktasının adresi

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – İkinci kere başkan olmasının ardından Trump, dünyanın dört bir yanında çok konuşulacak bazı kararlar ve yaptırımların altına imzasını atmıştı. Zaman zaman başka ülkelerin iç işlerine ya da savaş suçu işleyerek gelişimlerinin önüne taş koymuş, müzakere masasında İran’a yaptığı saldırılar Venezuela’dan sonra bardağı taşıran son damla olmuştu. ABD Başkanı’nın bu agresif ve pek çok uzman tarafından cesur bulunan tavırları, uzun vadede ülkesi adına kayıpları peş peşe getirmişti. Son olarak savaş başladıktan 17 gün sonra gündeme gelen ve ABD’de yapılması beklenen Çin Halk Cumhuriyeti Başkanı Şi Cinping ve ABD Başkanı Donald Trump görüşmesi güvenlik nedeniyle ertelenmişti. Birkaç aydır beklenen görüşmede ise gündeme damgasını vuracak pek çok detay ve bu detaylar kadar göz önünde olmasa da önemli şifreler vardı. Ekonomisini düzeltmeye çalışan ABD ve ekonomisini kötü etkileyecek her türlü saldırıya karşı dimdik duran Çin’in görüşmesinin görünmeyen yüzünde ne vardı? ABD’nin Çin’e yakın herkese mermi sunduğu tepside bu kez ‘çiçekler’ olması ne anlama geliyordu? İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Murat Genç ABD-Çin görüşmesinden sonra şekillenecek ilişkileri ve görüşmenin görünmeyen yüzünü Milliyet.com.tr’ye anlattı.

SAVAŞI DURDURACAK GÜÇ! ABD’NİN ‘SİLAHI’ ÇİN’E İŞLEMİYOR

Donald Trump’ın başkanlığının ilk gününden beri vergilerle tehdit ettiği Çin, ona cevabını nadir toprak elementleri (NTE) ile veriyordu. Öyle ki dünya ticaretinin ihracat lideri Çin, vergilere rağmen en yakın rakibi ABD’ye açık ara fark atarak bu koltuğa yerleşmişti. İki ülke arasındaki rekabet sadece bununla ilgili değildi. Üretim için petrol, petrol için bazı ülkelerin bu büyük güçlere, güçlü şekilde bağlanması gerekiyordu. ABD’nin ilk adresi Çin’e petrol sağlayan ülkelerden biri olan Venezuela, ikinci adresi de dünyanın en kaliteli petrollerini çıkaran ve Çin’le sıkı sıkıya bağlı olan İran’dı. ABD, Çin’in güç sağladığı her yere saldırgan ve kontrolsüz şekilde müdahale ediyordu. İki büyük gücün birebir olmasa da savaşı bu çizgide sürüyordu. Çin'in ihracat hacmi, ikinci sıradaki ABD'den yaklaşık 1,5 trilyon dolar daha fazlaydı ve bu görüşmede ülkelerin liderlerinden sonra en çok dikkat çeken, büyük iş insanları ve dünyanın en zenginleri olmuştu. Aralarında Tesla'nın patronu Elon Musk, Apple CEO'su Tim Cook ve Nvidia'nın kurucusu Jensen Huang'ın olduğu 17 dev Amerikan şirketinin temsilcilerden oluşan heyet Trump'la Çin'e gitmişti. Çin’e faydası olan herkese öfkeyle ve kontrolsüz şekilde yaklaşan Trump için bu kez sular durulmuş gibi görünüyor, her zamanki kadar saldırgan olmayan bir tavırla Çin’e yaklaşılıyordu. Peki ama neden? Çin, ABD’nin zor durumda kalmasına neden olan İran’daki savaşı ve Hürmüz’deki krizi durduracak güç olabilir mi? Dr. Murat Genç şöyle açıkladı:

Alıntı Metni
Okyanusu kürek çekerek geçecekler! Dünyanın en zorlu yarışında iki Türk

O ESKİ TAVRINDAN ESER YOK ŞİMDİ: ABD HER ŞEYİ KAYBETTİĞİ GİBİ Mİ KAZANACAK?

28 Şubat'ta savaş başlamadan önce dünya petrolünün yüzde 20'si Hürmüz’den geçiyordu. Beyaz Saray yetkilileri, Çin’li lider Şi'nin boğazdan geçen gemilere herhangi bir geçiş ücreti uygulanmasına da karşı olduğunu ve gelecekte Çin'in Körfez petrolüne olan bağımlılığını azaltmak için ABD petrolü satın alma olasılığına ilgi duyduğunu belirtiyordu. ABD’ye göre Çin’in ilgiyle yaklaştığı tek şey petrol de değildi. ABD tarafı, Çin'in ABD'den soya fasulyesi ve sığır eti satın alma taahhüdünü kesinleştirmeyi ve 200 Boeing uçağı satın alması konusunda taahhütte bulunulduğunu belirtiyordu. Söyledikleri konusunda kararlılığı son derece düşük olan Trump ise hafta başında enerji fiyatlarını artıran ve küresel ekonomiyi durgunluğa sürükleme tehdidi oluşturan İran savaşı konusunda Çin ile yapılan görüşmelerin önemini küçümsemişti. Ancak yine ‘beklendiği gibi’ bir konuşma olmuş ve Trump, ziyaret sırasında bazı ‘harika ticaret anlaşmaları’ yapıldığını açıklamıştı. Pek detaylı bir açıklama yapılmamış da olsa Trump'ın Çin mallarına ek yüzde 100 ithalat vergisi uygulama tehdidini yerine getirme niyetinde olmadığı anlaşıldı. Çin de nadir toprak elementleri üzerindeki ihracat kontrollerini gevşetmeye istekli olduğuna dair işaretler vermişti. Aslında en başında her şeyi bu kötü duruma getiren ABD, kaybettiği her şeyi geri kazanmak istiyordu. Üstelik bunu her şeyi kaybettiği agresif tavrından uzak bir tavırla başaracağına inanıyor. Dr. Murat Genç ABD’deki seçimlere de etkisi olacağına inanılan bu ilişkileri şöyle değerlendirdi:

“Birincisi bu görüşme ABD tarafında, iki ülke arasındaki ilişkilerin istikrara kavuşturulması ve belki de yeni bir ayar verilmesi için önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. Bu açık. Ancak Çin için bu kadar kati bir yargıya varamıyoruz. Diğer yandan Trump'ın Çin seferine SpaceX, Apple gibi dev teknoloji şirketlerini yanına alarak gitmesi, ekonomik bağımsızlığı geri kazanma ve iş dünyasının desteğini alma amacında olduğunu gösteriyor. Fakat bu şirketlerin birçoğu zaten Trump’ın yanlış politikaları nedeniyle Çin’in nadir elementlerini kısıtlama kararı üzerine zor duruma düşmüştü. Bir de Trump’ın İran savaşı nedeniyle petrol fiyatlarındaki istikrarı mahvetmiş olması, Çin ile işbirliği yapma zorunluluğunu ve dolayısıyla agresif tavırdan uzaklaşmayı gerekli kılıyor. Trump’ın buradan gelecek iyimserliği Kasım ayındaki seçimlere olumlu şekilde yansıtmayı umduğunu da belirtmek gerekiyor.”

Alıntı Metni

GÖRÜŞME KİMLERİN CANINI SIKIYOR? ÇİN AVRUPA’YA KAPILARI AÇAR MI?

ABD kendi iyiliği için Çin’e saldırgan yaklaşamıyor, bugüne dek tehditkâr tavırların olumlu sonuç getirmediğini görüyordu. Bu nedenle aynı yoldan gitmek, ABD’ye bir kez daha kaybettirecekti. Bu kez Çin’e sakin ve ‘dostça’ yaklaşması gerektiğini düşünen Trump, müttefiklerinden alacağı tepkileri göze alarak Çin’e sakin yaklaşmak zorundaydı. Dr. Murat Genç bu konuya ilişkin,“Bu ziyaretin Trump açısından çok önemli bir dönüm noktası olduğu açık. Eğer Trump ziyaret sonunda Çin’i, nadir elementlerini ABD’ye satmaya ikna eder, ABD ürünlerinin de yeniden Çin pazarında daha görünür olmasını sağlarsa, bu gelişmelerin imajına katkı sağlayacağı inkâr edilemez. Diğer yandan Trump’ın ABD basınında en çok eleştirdiği hususun Tayvan konusundaki pasif ya da tavizkar tutumu olduğunu unutmamak gerekir. Her ne kadar iş dünyası ve tekno-milyarderler Çin ile olan olası yumuşamadan memnun olsa da hem iç politikada hem de Japonya ve Güney Kore başta olmak üzere dış politikada tepki çekeceği açık. NATO tarihine baktığımızda ittifakın ABD hegemonyasına çok önemli destek ve katkı sağladığı kuşku götürmez. Buna rağmen Trump, NATO’yu ABD’yi sömüren bir kurum olarak lanse etmekte ısrar ediyor. MAGA doktrininin de bu düşünceyi beslediğini ifade etmeliyiz. Buna karşı ABD’nin Çin ile yapacağı olası kalıcı ittifak, yalnızca NATO’da değil, Avrupa Birliği, Japonya ve Güney Kore gibi tarihsel müttefiklik ilişkilerine sahip ülkelerde adeta bir ihanet ya da darbe olarak algılanacaktır” diyordu. Ancak bu tablo tepkileri ortaya koysa da görüşmenin ‘etkileri’ tek taraflı düşünülemezdi. O masada ABD ve Çin de olsa, görüşmenin tarafları yalnızca bu iki ülkeden ibaret değildi. Özellikle de NATO’nun bölünmesi ve İran’a karşı ABD’nin yanında durup durmamalarıyla gündeme gelen Almanya ve Fransa için tablo biraz daha değişiyordu. Dr. Murat Genç bunu da açıklayarak sözlerini noktaladı.

Alıntı Metni
Galatasaray üst üste 4. şampiyonluğunu kutladı!
Diplomasi de Erik Dalı’nın ritmine kapıldı