Bakan Güler'den NATO Zirvesi açıklaması: Türkiye'nin İttifaktaki önemi büyük

Tem 7, 2026 - 09:42
Bakan Güler'den NATO Zirvesi açıklaması: Türkiye'nin İttifaktaki önemi büyük

HABER MERKEZİ- Bakan Güler'in açıklamaları şöyle:Bugün aranızda olmak büyük bir onur. NATO'nun Ankara Zirvesi dahilinde. Bütün katılımcılara teşekkür etmek istiyorum. Stratejik, politik, endüstriyel ve akademik bakış açılarını bir araya getirerek bu etkinliğe kattığınız değer çok büyük. İttifak için çok kritik bir zamanda sağladığınız katkı son derece önemli. NATO artık sadece bir askeri ittifak değil. Aynı zamanda kolektif savunma, politik işbirliği ve transatlantik bağı güçlendiren bir ittifak. İttifaklar ya kısa ömürlü olup çabuk söner ya da değişikliklere ayak uydurup kendilerini güçlendirir. NATO, kendisini güçlendirmeye ve temel hedeflerinden şaşmamaya gayret eden bir kuruluştur.

İlginizi Çekebilir

NATO'nun varlığını şu anda üç fazda anıyoruz. İlk fazı, NATO 1.0 dediğimiz İkinci Dünya Savaşı sonrası süreçtir. NATO, Soğuk Savaş döneminden gelen tehditleri değerlendirmek istedi ve bu dönem boyunca güçlerini artırarak, kapasitesini geliştirerek güvenliği sağladı ve yükünü bu şekilde paylaştı. İttifakın esas hedefleri askeri kapasitesini artırmak ve bu dönem içerisinde kolektif savunmayı sağlamaktı. Ancak küresel sistemde Soğuk Savaş sonrası yaşanan değişimlerin ardından çoğu ittifak üyesi hem stoklarını azalttı hem de kapasitelerini düşürerek bütçelerini kıstı. Bu dönemde NATO 2.0 dediğimiz süreçte kriz yönetimi ve terörizmle mücadele ön plana çıktı. 2014'ten itibaren savaş NATO'nun sınırlarına kadar geldi. Yeni güç çatışmaları ve eş zamanlı bölgesel krizler bizi yeni bir aşamaya taşıdı ve biz buna NATO 3.0 diyoruz. Bu dönemin en büyük zorluğu kolektif savunmayı yeniden oluşturmak ve aynı zamanda NATO'nun kriz yönetimi kapasitesini, dört bir yandan gelebilecek tehditleri ortadan kaldırabilecek şekilde güçlendirmektir. Burada daha gerçekçi ve daha dengeli bir şekilde müttefikleri bir araya getiriyoruz.

Transatlantik bağımızı güçlendirip ABD ile olan ilişkimizi korurken aynı zamanda kapasitemizi de artırıyoruz. Dünya artık çok daha karmaşık bir şekilde ilerliyor. Ukrayna savaşı Euro-Atlantik güvenliğini yeniden şekillendiriyor. İsrail ve ABD ile ilgili gelişmeler de bölgesel krizlerin nasıl küresel sonuçlar doğurabildiğini bize gösterdi. Aynı zamanda dolaşımsal sıkıntıların tedarik zincirleri üzerinde ne kadar büyük etkiler yaratabildiğini gösterdi. Bu da tehditlerin ne kadar büyük olduğunu ortaya koydu.

"AVRUPALI MÜTTEFİKLER DAHA FAZLA SORUMLULUK ALMALI"

NATO'nun 360 derecelik bakış açısını koruması gerek. Avrupa ve Atlantik bölgesine yönelik kapsamlı bakış açımızı sürdürmemiz lazım. Bu kadar kritik bir zamanda Avrupalı müttefikler daha fazla sorumluluk almalı. Ancak bu yalnızca bütçeyi artırmakla olmaz. Bütçe artışlarının yanında eğitimli personel, mühimmat, doğru lojistik, güçlü komuta zincirleri ve yükün adil şekilde paylaşılması da büyük önem taşıyor. Operasyonel riskler, coğrafi konum, hazırlık seviyesi, görevlere katkı, endüstriyel kapasite ve krizlere yanıt verebilme kabiliyeti de belirleyici unsurlar arasında yer alıyor. Avrupa ile Amerika'nın Avrupa'ya olan katkısı zaman içinde müttefikler arasında yeniden bir şekillendirme gerektirdi.

"TÜRKİYE'NİN NATO 3.0'DAKİ YERİ ÇOK NET"

Türkiye'nin buradaki önemi de büyük. Çünkü Avrupa'nın çoğu ülkesi Soğuk Savaş sonrasında silahlı kuvvetlerini küçültürken Türkiye bu yolu izlemedi. Türkiye'nin çok büyük, profesyonel ve aktif bir silahlı kuvveti var. Aynı zamanda savunma sanayisi de giderek büyüyor. Bu kadar yüksek güvenlik ihtiyacının bulunduğu bir bölgede Türkiye büyümesini sürdürüyor. Türkiye'nin bu çabaları bugün stratejik bir faydaya ve önemli bir avantaja dönüşmüş durumda. Ülkeler personel sayılarını yeniden artırmaya ve stoklarını büyütmeye çalışırken Türkiye hem kurumsal yapısı hem de operasyonel bilgisi sayesinde çok hızlı şekilde destek sağlayabiliyor. Türkiye'nin NATO 3.0'daki yeri çok net. Konuşlandırılabilir güçleri, deneyimli komutanları ve oturmuş eğitim kültürüyle birlikte köklü bir ordu yapısına sahip. Bu da Türkiye'nin hazırlık açıklarını kapatmasına ve krizlere çok hızlı şekilde tepki verebilmesine imkan sağlıyor.

"TÜRKİYE, NATO'NUN EN BÜYÜK İKİNCİ ORDUSUNA SAHİP"

Kıymetli ziyaretçiler Türkiye, NATO'ya 1952 yılında katıldığından bu yana hiçbir zaman sıradan bir ülke olmadı. Coğrafi konumu nedeniyle her zaman riskleri değerlendirmek, sorumluluk almak ve her krizde sahada bulunmak zorundaydı. Gerektiğinde caydırıcı olmak da Türkiye'nin üstlendiği görevlerden biri oldu. Türkiye, NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip. Yüksek eğitim standartları, operasyon deneyimi ve yüksek kapasitesiyle son derece güçlü bir askeri yapıya sahip bulunuyor. Gücümüzü artıran çok sayıda unsur var. Krizleri çok etkili bir şekilde yönetebiliyoruz ve bunu çok geniş bir coğrafyada gerçekleştirebiliyoruz. Kosova'dan Akdeniz'e, Baltık Denizi'nden Karadeniz'e kadar Türkiye NATO'nun görevlerine, operasyonlarına ve eğitim faaliyetlerine aktif olarak katılıyor. Aynı zamanda hava savunması, deniz savunması ve eğitim faaliyetlerinde de etkin rol üstleniyoruz.

Son gerçekleştirdiğimiz tatbikat da Türkiye'nin Avrupa ve Atlantik bölgesinde NATO için ne kadar önemli bir güvenlik ve savunma sağlayıcısı olduğunu gösterdi.