Beyaz Saray’da Trump, tarihin koridorlarında Napolyon
Tarihçiler sık sık aynı uyarıyı tekrarlar: Liderler değişir, çağlar değişir, silahlar ve teknoloji dönüşür; ancak güce aşırı güvenen devletlerin yaptığı stratejik hatalar çoğu zaman birbirine benzer. 19. yüzyıl başında Napolyon Bonapart, Avrupa kıtasını savaş meydanlarında yeniden şekillendirirken diplomasiyi kendi askerî üstünlüğünün doğal uzantısı olarak görüyordu. Rakiplerinin zamanla yorulacağını, ekonomik baskı ve askerî zaferlerin masada teslimiyet getireceğini düşündü. 21. yüzyılda ise Donald Trump, dış politikada baskı kurarak daha iyi anlaşmalar elde edilebileceğini savunan çizgisiyle benzer bir tartışmayı yeniden canlandırdı. Özellikle Washington-Tahran hattında yürütülen görüşmeler, yalnızca İran’ın nükleer programı ya da yaptırımlar dosyası değil; gücün diplomasi üretip üretemeyeceği sorusunu da yeniden gündeme taşıdı.