Doğum izninde iki kritik tarih: 16 Ekim ve 1 Nisan

MİTHAT YURDAKUL Ankara - Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, düzenlemeyle ilgili olarak sosyal medyada yaptığı paylaşımda şunları kaydetti: “1 Nisan 2026 itibarıyla, doğum iznini tamamlamış, ancak doğumunun üzerinden 24 hafta geçmemiş olan tüm anneler bu haktan yararlanabilir. Hedef tarih, 1 Nisan 2026 (Kanun’da esas alınan tarih). Hedef süre, 24 hafta eşittir 168 gün. 1 Nisan 2026’dan geriye doğru 168 gün sayılır. 16 Ekim 2025 ve sonrasında doğum yapan anneler izinden yararlanabilir. Yasal şart, 1 Nisan 2026 itibarıyla 24 haftalık süreyi henüz tamamlamamış olan anneyi kapsar. Başvuru süreci nasıl işler? 1 Nisan 2026 itibarıyla doğum iznini tamamlamış ancak doğumunun üzerinden 24 hafta geçmemiş olan tüm anneler yasanın yürürlüğe girmesinden itibaren 10 iş günü içinde çalıştıkları kuruma başvuruda bulunabilirler.”
12 ay içinde yüzde 57’si ayrılıyor: Çocuktan sonra işe veda...
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu iş birliğinde özel sektörde çalışan ve 2016-2025 döneminde doğum yapan 1.4 milyon kadının verileriyle ilk kez “İşgücü Piyasası ve Kadın İstihdamı Ekseninde Aile Dostu Politikalar” raporu hazırlandı.
■ Rapora göre, doğumdan sonraki bir ay içinde kadınların yüzde 3.7’si, altı ay içinde yüzde 39’u, 12 ay içinde yüzde 56.5’i, 36 ay içinde ise yüzde 72.8’i işten ayrılıyor.
■ Çalışan kadınların sadece yüzde 24.22’si ücretsiz doğum izni kullanıyor.
■ 2016-2024 döneminde doğum sonrası işten ayrılıp istihdama geri dönmeyen kadın sayısı 309 bin 581.
■ Doğum sonrası yarım çalışma ödeneğinden yararlanma oranı ise yüzde 3.41.
■ Kreşlerin özellikle vardiyalı çalışma düzeniyle uyumsuzluğu da kadın istihdamına bariyer oluşturuyor.
■ Doğum sonrası çalışmaya geri dönen kadınların reel ücretleri, doğum yapmayan kadınlara kıyasla sistematik olarak daha düşük. Annelik sonrası mesleki ilerlemenin sınırlı kaldığı da görülüyor.
‘Tercih yapmak zorunda olmamalılar’
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, kadınların iş ve aile arasında tercih yapmak zorunda olmaması gerektiğini belirterek, “Hedefimiz; kadınların hem çalışma hayatında güçlü biçimde var olduğu hem de aile kurma kararlarını ekonomik ve sosyal kaygılar olmadan verebildiği bir sosyal politika çerçevesi oluşturmaktır” dedi.