Gençler dertlerini ona anlatıyor! Uzman isim uyardı: Sahte güvenli bağ oluşturuyor

ABD merkezli araştırma kuruluşu tarafından yayımlanan çalışma, yapay zekâ kullanımının gençler arasında hızla yaygınlaştığını ortaya koydu. Yaşları 13 ile 17 arasında değişen yaklaşık bin gençle yapılan görüşmelerde, bazı katılımcıların psikolojik destek ihtiyacı hissettiklerinde sohbet robotlarından yardım aldığı belirlendi.
Peki gençlerin duygusal destek için yapay zekâya yönelmesi bir risk oluşturuyor mu?
Uzman Psikolog Begüm Demir, konuya temkinli yaklaşılması gerektiğini belirterek yapay zekânın faydalı bir araç olabileceğini ancak profesyonel psikolojik desteğin yerini alamayacağını söyledi.
"Bunu tamamen kötü ya da tamamen iyi olarak değerlendirmek doğru olmayabilir. Gençler, yargılanmadan dinlenmek, hızlı yanıt almak ve duygularını düzenlemek için dijital araçlara yönelebiliyor. Yapay zekâ bu anlamda erişilebilir, düşük utanç hissi yaratan ve anlık rahatlama sağlayan bir araç olabilir. Ancak duygusal destek ile terapi aynı şey değildir. Yapay zekâ eşlik edebilir fakat kişinin geçmişini, ilişkilerini, travmalarını ve ruhsal risklerini bir uzman gibi değerlendiremez" dedi.
YALNIZLIK HİSSİNİ AZALTABİLİR
Yapay zekânın kısa vadede yalnızlık hissini azaltabileceğini belirten Demir, kişinin "beni dinleyen biri var" hissi yaşayabileceğini belirtti.
"Bu durum özellikle kriz olmayan ancak zorlayıcı dönemlerde geçici rahatlama sağlayabilir. Ancak insan ilişkilerinin yerini almaya başladığında sorun ortaya çıkar. İnsan ilişkisi yalnızca onaylanmak değildir; karşılıklılık, sınır koyma, yanlış anlaşılmaları onarma ve gerçek bağ kurma kapasitesini içerir. Yapay zekâ bunların çoğunu simüle eder ancak gerçekten yaşayamaz" ifadelerini kullandı.
ERGENLERDE BAĞLILIK RİSKİ
Ergenlik döneminde yapay zekâya aşırı bağlanma riskinin daha yüksek olduğuna dikkat çeken Demir, yapay zekânın her zaman ulaşılabilir ve yargılamayan yapısıyla gençler için "sahte güvenli bağ" oluşturabileceğini söyledi.
"Ergen bireyler gerçek ilişkilerdeki zorlayıcı ancak geliştirici deneyimlerden kaçıp, yapay zekânın kontrollü ve risksiz alanına çekilebilir. Bu durum sosyal becerileri, çatışma çözme yeteneğini, duygusal dayanıklılığı ve gerçek ilişkilerde kalabilme kapasitesini zayıflatabilir" vurgusunu yaptı.
SÜREKLİ ONAYLANMA GERÇEKLİK ALGISINI ZAYIFLATABİLİR
Yapay zekânın kullanıcıyı sürekli onaylamasının bazı riskler taşıdığını ifade eden Demir, "Onay rahatlatır ama her rahatlatan şey iyileştirmez" dedi.
"Terapide iyi bir terapist yalnızca 'haklısın' demez. Gerektiğinde kişinin düşünce çarpıtmalarını, kaçınmalarını ve savunmalarını fark etmesine yardımcı olur. Sürekli onaylanmak psikolojik olarak iyi gibi görünse de kişinin gerçeklik algısını zayıflatabilir. Kaygılı bireylerde felaketleştirme senaryolarını artırabilir, depresif kişilerde ise umutsuzluk düşüncelerinin yeterince sorgulanmamasına neden olabilir" diye konuştu.
YAPAY ZEKÂ PSİKOZU NEDİR?
Son dönemde gündeme gelen "yapay zekâ psikozu" kavramına da değinen Demir, bunun resmi bir klinik tanı olmadığını söyledi.
"Bazı kişiler yapay zekânın özel bir bilince sahip olduğuna, kendisiyle kader bağı kurduğuna, gizli mesajlar verdiğine ya da onu seçilmiş biri olarak gördüğüne inanabiliyor. Ancak mesele yalnızca yapay zekâ kullanımı değildir. Uykusuzluk, yalnızlık, yoğun kullanım, mevcut psikolojik kırılganlık ve sosyal destek eksikliği gibi etkenler de bu süreci etkileyebilir" dedi.
Demir, bazı durumlarda yapay zekâ tarafından verilen yanıtların sanrısal düşünceleri güçlendirebilecek bir unsur olarak değerlendirilebileceğini de sözlerine ekledi.
NE ZAMAN PROFESYONEL DESTEK ŞART?
Yapay zekânın duyguları ifade etmek, nefes egzersizleri öğrenmek veya günlük planlama yapmak gibi alanlarda faydalı olabileceğini belirten Demir, bazı durumlarda profesyonel desteğin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.
“İntihar düşünceleri, kendine zarar verme davranışları, gerçeklikten kopma, ses duyma, yoğun paranoya, ağır depresyon, travma sonrası belirtiler, yeme bozuklukları veya madde kullanımı gibi durumlarda yapay zekâ yeterli değildir. Ayrıca kişinin uyku, okul, iş veya sosyal yaşamı belirgin şekilde etkileniyorsa ya da insan ilişkilerinden uzaklaşıp yapay zekâyı tek duygusal destek kaynağı hâline getiriyorsa profesyonel yardım almak önem taşır” dedi.
EBEVEYNLER NELERE DİKKAT ETMELİ?
Ebeveynlerin yasaklayıcı değil, rehberlik eden bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini belirten Demir, çocukların yapay zekâyı hangi amaçla kullandığının takip edilmesi gerektiğini söyledi.
“Çocuğun yapay zekâdan aldığı bilgileri mutlak doğru kabul edip etmediği, kullanım süresinin artıp artmadığı, sosyal ilişkilerden uzaklaşıp uzaklaşmadığı takip edilmelidir. ‘Yapay zekâ beni herkesten daha iyi anlıyor’ gibi ifadeler aşırı bağlanmanın işareti olabilir. Uyku düzeninde, okul başarısında, duygu durumunda ve sosyal yaşamda bozulma olup olmadığı gözlemlenmelidir” dedi.
Demir, ebeveynlerin çocuklarına “Yapay zekâyı kullanabilirsin ama zorlandığın konularda tek destek kaynağın o olmasın. Bazı şeyler yalnızca ekran üzerinden değil, güvenli bir yetişkinle konuşularak çözülebilir” mesajını vermesinin önemli olduğunu sözlerine ekledi.