Görüşme odasına!

DIŞ HABERLER SERVİSİ - ABD ve İran’ın savaşın durdurulması ve taraflar arasındaki sorunların görüşmelerle çözülmesini öngören 14 maddelik mutabakatı imzalamalarının ardından görüşmeler için gözler İsviçre’ye çevrildi. Cuma günü başlaması beklenen görüşmeler, Lübnan sorunu çözülemediği için bugüne ertelenirken, İsviçre’de diplomatik bir hareketliliğin başladığı ifade ediliyor.
İran heyeti gitti
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance dün, görüşmelere katılmak üzere İsviçre’ye hareket etti. ABD Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un da İran’la olası görüşmeler için İsviçre’ye gittiği öne sürüldü. Axios’un haberine göre, ismi açıklanmayan bir ABD’li yetkili, Witkoff’un, İran ile olası bir anlaşma konusunda ilk tur görüşmelerin düzenlenmesinin beklendiği İsviçre’ye doğru yola çıktığını iddia etti.
Trump’ın damadı Jared Kushner’ın da halihazırda İsviçre’de olduğunu belirtildi. Suudi Arabistan merkezli Al Arabiya haber kanalı, İran heyetine Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın liderlik ettiğini ve heyette İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı Ali Bakıri, İran Merkez Bankası Başkanı Abdülnasır Himmeti, İran Petrol Bakanı Yardımcısı Hamid Bord, İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi ve İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi’nin de yer aldığını iddia etti.
Görüşmeler başlıyor
AA’ya konuşan Pakistan kaynakları, ABD ile İran arasında İsviçre’nin Bürgenstock kasabasında 21 Haziran’da (bugün) teknik düzeyde görüşmeler yapılacağını açıkladı. Görüşmelere arabulucu sıfatıyla Pakistan ve Katar’dan da yetkililerin katılacağı bildirilirken, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi’nin de İsviçre’de olacağı öğrenildi.
Mutabakatın imzalanmasının ardından tarafların, nihai anlaşma için İran’ın nükleer programı ve yaptırımların kaldırılması gibi konularda kısa süre içinde 60 günlük müzakere sürecine başlaması bekleniyor.
Hürmüz Boğazı muamması
İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, ABD'nin mutabakat sorumluluklarını yerine getirmemesi ve İsrail’in Lübnan’a saldırılarını devam ettirmesi nedeniyle Hürmüz Boğazı’nı gemi trafiğine kapattığını açıkladı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "55 geminin geçişiyle uluslararası su yolundaki güvenli geçiş korunurken, bu gemiler 17 milyon varilden fazla petrol taşıdı" diyerek Hürmüz Boğazı'nın açık olduğuna işaret etti.
İran’a fon çalışması
ABD ile Katar’ın, dondurulmuş milyarlarca dolarlık fonun İran’ın “insani yardım harcamaları” için kullanılabilir hale getirilmesine yönelik plan üzerinde çalıştıkları iddia edildi. Wall Street Journal’ın haberine göre, konuya ilişkin bilgi sahibi kaynaklar, Washington ve Doha’nın “erken mali teşvik” olarak, Katar’da tutulan 6 milyar dolardan başlayarak İran’ın dünya çapında dondurulmuş tahmini 100 milyar dolarlık nakit varlığının bir kısmına erişimini sağlamayı amaçladığı iddia edildi.
Lübnan krizi sürecek gibi!
Lübnan meselesinin ABD ve İran arasındaki görüşmelerin başlamasını engelleyen bir kriz olarak devam edeceği görülüyor. İsrail
ve Hizbullah arasında önceki gün varılan ateşkesten saatler sonra İsrail, Hizbullah’ın saldırılarına yanıt verdiğini söyleyerek, Lübnan’ın güneyini yeniden vurdu. İsrail ordusu Hizbullah’ın saldırısı sonrası dört askerini kaybettikten sonra geniş çaplı saldırılar gerçekleştirmiş, bu saldırılar ABD-İran mutabakatını etkilemişti.
Önceki gün bir ateşkese varıldığı açıklansa da, İsrail ve Hizbullah arasındaki karşılıklı saldırıların devam ettiği görüldü.
Yeni saldırılar
İsrail ordusu, gece boyunca Lübnan’ın güneyindeki İsrail güçlerine karşı “50’den fazla roket fırlatıldığını” belirtirken, yeni saldırılar düzenlediklerini açıkladı. İsrail’in ateşkese ve ABD-İran mutabakatına rağmen Lübnan’a düzenlediği saldırılarda 28 kişi hayatını kaybetti. Hizbullah’tan yapılan açıklamada örgütün “ateşkese bağlı kaldığı” ancak İsrail’in “işgal alanlarını genişletme girişimlerine karşı kayıtsız kalınmayacağına” dikkat çekildi. Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım ise, Lübnan’daki mevcut durumu “hayatımızın en tehlikeli aşaması” sözleriyle ifade etti. İsrail ordusu, Başbakan Binyamin Netanyahu’dan Lübnan’a saldırıları durdurması için talimat aldıklarını ancak işgal ettiği bölgelerde saldırı ve yıkımı sürdüreceklerini açıkladı.
‘Savaşın asıl kazananı Çin’
ABD merkezli CNN’de yer alan analizde, ABD ve İran arasındaki savaşın asıl galibinin Çin olduğu ifade edildi. Savaşın başlamasından dört ay sonra İran’da rejimin hala ayakta olduğuna dikkat çekilirken,savaşın “Amerikan gücünün sınırlarını ortaya koyduğu” iddia edildi.
Çin’in savaş esnasında diplomatik nüfuzunun arttığı ifade edilirken, Pekin’in ‘barış ve denge unsuru’ olarak kendini konumlandırması dikkat çekiyor. CNN’deki analizde, Çin’in ekonomik olarak savaştan nispeten daha az etkilenmesine de vurgu yapılırken, “Dünyanın ikinci büyük ekonomisi, özellikle bol stratejik petrol rezervleri ve yeşil teknoloji ile elektrikli araçlara verdiği önem sayesinde, çatışmanın tetiklediği tarihi enerji krizini komşularının çoğundan daha iyi atlattı” ifadeleri kullanıldı.
ABD’nin ‘Süveyş anı’
Öte yandan Çin’deki uzmanların,İran’daki savaşın ABD’nin ‘Süveyş anı’ olabileceğine yönelik yorumları dikkat çekici.1950’lerde İngiltere’nin Süveyş Kanalı üzerindeki kontrolünü kaybetmesine atıfta bulunan bu sözle, ABD’nin Hürmüz’de yaşadığı krizin benzer bir güç gerileme anına işaret ediyor olabileceği dile getirildi. Devlet gazetesi Global Times’da Salı günü yayınlanan köşe yazısında, “Süveyş krizi sırasında İngiliz İmparatorluğu’nun üzerine gölge düşüren sahne, şimdi de Hürmüz Boğazı’nda ABD için tekrar mı yaşanıyor?” sorusu soruldu.