Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'ten CNN Türk'te: Savaşın enflasyonist etkisi 5 puan

CNN Türk ekranlarında yayınlanan Tarafsız Bölge'ye konuk olan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan savaş sonrası dünyada büyük bir arz şoku yaşandığına dikkat çekerek, "Savaş sadece enerjiyi değil, bölgedeki üretimi de vurdu" ifadelerini kullandı. Bakan Şimşek, savaşın enflasyonist etkilerine ilişkin"Küresel petrol arzına baktığımızda bugünkü şokun etkisine baktığımızda geçmişte yaşanan şokların etkisinden daha büyük. Bu şok olmasaydı enflasyon yüzde 20'nin bir tık altıyla yüzde 20'nin bir tık üzerinde olma ihtimali yüksekti. Bugünkü fiyatlamalara baktığımızda en az 5 puanlık ilave bir etki var" dedi.
Bakan Şimşek'in açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:
"SAVAŞ BÜYÜK BİR ARZ ŞOK OLUŞTURDU"
Arz şoku var. Ham petrol ve doğalgaz sevkiyatını etkileyen bir şok değil. Hürmüz Boğazı'nın çevresinde ciddi petro kimya üretimi var. Gübre üretiminin 3'te 1'inden fazlası orada. Gübreden çip üretimine kadar aklınıza gelen birçok ham madde ya orada işleniyor ya da ham madde orada. Endişeyle izlemek zorundasınız.Dünyanın her yerindeki fiyatlamayı etkiliyor. Mesela giyimde artış görüyorsunuz. Giyimdeki polyester petro kimya ürünü. Birinci etkiler var. Petrol fiyatları birincil etkiler. Bir de ikinci etkiler var.
Bu şok dünyada çok boyutlu bir şok. Küresel büyümeyi etkiliyor. Enflasyon yükseliyor. Enflasyonun yükselmesi küresel faizleri etkiliyor. Bu büyümeyi etkiliyor. Bizim gibi petrol, petro kimya ürünlerini dışardan temin eden ülkelerin dış dengesini bozuyor. Bu nedenlerle çok yönlü bir şok. Ticaretimiz etkileniyor. Bu bölge bizim ihracat yaptığımız bir bölge. Dolaylı etkiler çok boyutlu.
"SAVAŞIN ENFLASYONİST ETKİSİ 5 PUAN"
Biz yoğun bir şekilde takip ediyoruz. Başlangıçta beklenti şuydu; birkaç hafta içerisinde bitecek. 200 gün oldu. Dolayısıyla bu şok öngörülenden uzun sürdü. Küresel petrol arzına baktığımızda bugünkü şokun etkisine baktığımızda geçmişte yaşanan şokların etkisinden daha büyük. Bu şok olmasaydı enflasyon yüzde 20'nin bir tık altıyla yüzde 20'nin bir tık üzerinde olma ihtimali yüksekti. Bugünkü fiyatlamalara baktığımızda en az 5 puanlık ilave bir etki var. Bu süreç uzadıkça etkileri daha yoğun olabilir.
Dünya karmaşıktır. Doğru çizgilerle gitmez. Ekonomistler ve politika üreticileri genelde model yaparlar. Ve bu modeller varsayımlara dayanır. Bu yılın başına giderseniz petrol fiyatları 60-65 dolara aralığındaydı. Geçen sene OVP'yi (Orta Vadeli Program) yaptığımızda 65 dolar civarı varil başına petrol fiyatı bekleniyordu. Ancak şokları programda görüp öngörmemiz imkansız. Ben bahane peşinde değilim. Biz 2025'te de çoklu şok yaşadık. Kolay bir yıl değildi. Mart ayında İBB davasıyla daha sonra ABD Başkanı Trump'ın ticaret savaşları, Haziran'da İsrail-İran arasındaki 12 günlük savaş oldu. Bunların dışında zirai don ve ciddi bir kuraklık yaşadık. Ama enflasyon hedeflerini tutturamadığımızda bunlara sığınamam. Öngörü üretmek bu şartlarda kolay değil. Şunu anlatmaya çalışıyorum: Savaşın etkisi önemli. Savaş yönetilebilir bir şok ve büyük bir şok ama yönetiyoruz.
"ŞOKLARA KARŞI TAMPON OLUŞTURDUK"
OVP biliyorsunuz 3 yıllık ama her sene güncelleniyor. 2023'e tekrar döndüreceğim siziz. Büyük bir deprem oldu. Türkiye'nin çok büyük bir kaynak ihtiyacı oluştu ve bu kaynağı yerel kaynaklardan elde etmezseniz enflasyonun 3 haneye çıkma riski vardı. Önemli bir seçim yaşandı, büyük bir deprem oldu, EYT var. O dönemde bir Kur Korumalı Mevduat gerçeğimiz var.
İşte bu programın tasarımındaki amaç bu yüksek riskleri yönetmekti. 2023-2024'te önceliği makro finansal ihtiyaca verdik. 2024-2025'te amaç dezenflasyonun başlaması, cari dengenin yönetilebilir düzeyde tutulmasıydı. Biz tamponlar inşa ettik. Şoklara karşı rezerv biriktirdik.Bu coğrafya zor bir coğrafya. Her zaman da şoklar yaşanıyor. Birinci olarak şoklara karşı tampon oluşturduk. Burada rezerv birikimi var. Rezerv biriktirdik. Brüt rezervlerimiz 2023'ün ortasında yaklaşık 98,5 milyar dolardı. Şubat sonunda zirvede 210 milyar dolara kadar çıktı. Tabii ki savaşın etkisiyle şu anda 160 milyar dolar seviyesinde. Ancak 160 milyar dolar bile düşmüş haliyle, 2023 ortasına göre çok ciddi bir artışı ifade ediyor. Ciddi bir rezerv midir? Elbette bu şokun etkisi önemli ölçüde yaşandığı için seviyeler gerilemiş olsa da mevcut düzeyler yine değerlidir, önemlidir. Nereden baktığınıza göre değişik ölçütler var. Mesela normalde rezervlerin üç aylık ithalata yetmesi yeterli kabul edilir. Bizim şu anda rezervlerimiz yaklaşık beş aylık ithalata karşılık geliyor.
"DEPREM SONRASI 93 MİLYAR DOLAR HARCADIK"
Ancak bazı göstergeler açısından da yeterli düzeyde değiliz. Örneğin kısa vadeli, yani bir yıl vadeye kadar olan bütün dış borçları, hiç dışarıdan kaynak bulamasak rezervlerle ödeyebilir miyiz diye sorarsanız; bu göstergede yüzde 80 seviyesine kadar gelmiştik. Şimdi bir miktar aşağı geldik. Dolayısıyla nereden baktığınıza göre değerlendirme değişebilir.
Enflasyonun düşmeye başlaması, bütçe disiplinin tesisi ve en kritik bileşen şu oldu: Biz tabiri caizse tamponları inşa ettik. Öyle zor bir coğrafyada yaşıyoruz ki. Gelişmeleri siz belirlemiyorsunuz. Bize kalsa savaşın olmaması lazım. Ama engelleyemezsiniz.
Bütçe açığı şu ana kadar bugünkü fiyatlarla 4.1 trilyon lira depreme harcadık. Dolar karşılığı 93 milyar dolar. Bu harcamayı yaptık. Ona rağmen bütçe açığı AB'nin maksimum kriteri var. Bütçe açığınız milli gelire oranı yüzde 3 ün altındaysa siz iyisiniz demektir. Bizim 2.9 oldu. Bunun ne faydası var diyeceksiniz? Bakın savaş başladı, petrol fiyatları fırladı. Toplantılar yapıyoruz, bu şoka karşı ne tedbirleri alabiliriz? diye. Bizim bütçede alanımız var dendi.
"EŞEL MOBİL İLE VATANDAŞI ŞOKLARA KARŞI KORUDUK"
Eşel mobil sistemini devreye alabildik. Savaştan bir gün önce Ankara için konuşuyorum, mazotun fiyatı yaklaşık 60 lira benzin 59 lira civarı. Eğer bu şok tam yansıtsaydık, mazot 95 liranın benzin de 80 lira civarına gelecekti. Biz eşel mobili devreye aldık ve vatandaşımızı bu şoka karşı koruduk.
Bu programın başında kural bazlı gideceğiz dedik. Uluslararası normlara uygun hareket ederek öngörülebilirliği sağlayacağız dedik. 2024'ün ilk 3 ayında, seçimin arefesinde bir dalga oluştu. Bu programın ardında siyasi bir iradeniz olmazsa teknik bir kapasiteniz ne olursa olsun sonuç alamazsınız. Geçen sen şoklar daha çokluydu. 2024'te vatandaşın döviz talebi 9 milyar dolardı. Bu sene büyük bir savaş yaşandı. Savaşın başından bu yana vatandaşımız dolar satışı büyük oranda düştü. Kural bazlı giderseniz, öngörülebilirliği inşa ederseniz, kredibiliteniz olur. Tampon inşaası kadar uzun soluklu politika tepkisi de önemlidir.
Bakan olarak şahsi beklentim olmaz. Tahminim de olmaz. Doğru olmaz. Biz kurumsal kapasiteye inanıp sorumlu kurumların ürettiği rakamları referans alırız. MB yıl sonunda yüzde 26 olarak görüyor enflasyonu. Piyasa biraz daha yukarda görüyor. Burada önemli olan yön. 2022 sonunda enflasyon yüzde 64 küsür. 2023'te de aşağı yukarı aynı. 2024'te dezenflasyon başladı. Geçen sene yüzde 31 civarına indi. Çok büyük petrol şokuna rağmen savaşa rağmen enflasyon yüzde 32,6. Bizim için önemli olan enflasyonun aşağı yönlü trendine devam etmesi. Arz yönlü tedbir alıyoruz. Önemli olan enflasyonun aşağı yönlü hareketinin devam etmesi. Bu savaş bitecek. Bu savaş biter bitmez etkisini göreceğiz.
"KÖTÜMSER OLMAK İÇİN HİÇBİR SEBEP YOK"
Petrol arzı olursa petrol fiyatı bugünkü gibi olmaz. Son 23 yılda petrol ve doğalgaz ithalatına 1.1 trilyon dolar ödemişiz. Trilyon dolardan bahsediyoruz. Yani Türkiye'nin toplam özel sektör ve kamu dış borcunun yaklaşık iki katı kadar bir tutardan söz ediyoruz.
Bakın, biz bu kaynakları komşularımızdan ve dünyadan petrol, doğal gaz ve türevlerini ithal etmek için harcamışız. Dolayısıyla petrol fiyatları düştüğünde bundan en fazla olumlu etkilenecek ülkelerin başında Türkiye geliyor. Bu durum beklentileri iyileştirir. Cari açığa ilişkin beklentiler düzelir, kura ilişkin beklentiler iyileşir. Bu da hızlı bir şekilde enflasyon beklentilerine yansır. Dolayısıyla kötümser olmak için hiçbir sebep yok. Elbette bu ortamda kötümserliği pompalamak kolaydır. Bakın, tekrar söylüyorum; içinden geçtiğimiz konjonktür zor bir konjonktürdür. Savaşın etkisi ihmal edilemeyecek büyüklüktedir. Ancak bu, yönetilemeyecek bir durum değildir. Biz bunu yönetiriz, yönettik de. Şu ana kadar yönettik ve yönetilebilir görüyoruz. Hazırlıklı mıydık? Savaşa değil, Türkiye'yi şoklara karşı hazırlamıştık. Ben savaşı öngöremem.
"KİRA ENFLASYONU DÜŞECEK"
Enflasyon düşüş trendine devam edecek. Dolayısıyla kötümser olmak için bir sebep yok. Evet, enflasyon düşüyor. Ancak dünya ile kıyasladığımızda hâlâ yüksek seviyelerdeyiz. Hayat pahalılığıyla mücadelemiz henüz bitmiş değil. Hayat pahalılığıyla mücadele kararlılık ve süreklilik gerektiriyor.
2025 yılına bakarsanız Türkiye ortalamasında 3 kalem yüzde 67'sini oluşturuyor. Kira-konut, gıda ve ulaştırma. Hatta en düşük gelir bareminde olan kişilerde yüzde 77'ye tekabül ediyor. Biz konut arzını artırıyoruz. Deprem bölgesinde bir ara kira enflasyonu yüzde 118'lere kadar çıktı. 2023 sonunda Türkiye çapında kira enflasyonu yüzde 109. Deprem bölgesinde daha yüksekti. 500 bin konut teslim edildi. 120 bin konut da bu sene teslim edilecek. Deprem bölgesinde yeni kiraların, kira enflasyonu yüzde 20'ye indi. Çünkü arz var.
Ülke genelinde kira enflasyonu yüzde 50'nin bir tık altında. Önümüzdeki 2 yılda 750 bin konut devreye alındığında kira enflasyonu büyük oranda çözülecek. Bu sene sonu kira enflasyonu yüzde 30-35 aralığına iner.
"CUMHURBAŞKANIMIZIN DESTEĞİ ÇOK ÖNEMLİ"
Gıda konusuna gelelim. Gıdanın mevsimsel boyutu var. Türkiye, gıda ithalatı konusunda muhafazakardır. Birçok ülke yapıyor. Gıda arzını artırmaya yönelik ciddi bir çaba var. Organize tarım bölgesi dediğimiz yapıyı 45 ilde başlattık. Sera üretimini ciddi şekilde artırma noktasında çaba var. Bu 2 günde çözülecek konu değil. Önümüzdeki 2-3 sene içerisinde organize tarım yerlerinden sonuç alırız. Tarladaki üretimin nihai tüketiciye ulaştırması bir zincirdir.
Ülkemizde fire problemi var. Enflasyonda bazı alanlarda para politikası önemlidir. Ama gıda, arz ve tedarik zinciriyle ilgilidir. Enflasyon düşmeye devam edecek ama bazı boyutları yapısal dönüşüm gerektiriyor. Onun için de zamana ihtiyaç var.Bugün Çin haricinde 2 yılda 650 bin konut üretecek kaç tane ülke sayabilirsiniz? Bunu devlet kaynaklarıyla yapıp milletimize arz ediyoruz. Biz bu sorunları çözeceğiz. Doğru yoldayız.
Enflasyon dürüş trendinde. Bütçe yerine dezenflasyonu önceliklendirdik. Eşel mobil sistemini bu nedenle devreye aldık. Bütçeden feragat ettik. Enflasyon gelir dağılımı eşitsizliği çıkarır. Son 2 yılda gelir dağılımı eşitleniyor. Bu mücadeleyi bırakamazsınız. Biz bu konuda kararlıyız. Siyasi irade çok güçlü. Cumhurbaşkanımızın desteği çok önemli. Onun için sonuç alabiliyoruz.
"İHRACATÇILARIMIZIN KAYGILANMASINA GEREK YOK"
Reel sektörümüzün finansmana erişimde sıkıntı yaşadığı bir gerçek. Biz bu sıkıntıları azaltmak için yoğun çaba içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu temel yaklaşım; yatırım, istihdam, üretim ve ihracattır. Şimdi ihracatçımıza bakalım. 2023 yılında günlük reeskont kredisi dediğimiz uygun maliyetli kredi hacmi 300 milyon liraydı. Biz bunu 4,5 milyar liraya çıkardık. Bakın, 15 katlık bir artıştan bahsediyoruz. Türk Eximbank'ın sermayesi 13,8 milyar liraydı. Bunu 100 milyar liraya çıkardık. Bugün hiçbir dönemde olmadığı kadar güçlü destek sağlıyoruz.
Piyasada ticari kredi faiz oranlarının örneğin yüzde 50 seviyesinde olduğunu varsayalım. Biz ihracatçımıza çok daha uygun koşullarda finansman sağlıyoruz. Reeskont kredileri kapsamında ihracatçımıza yüzde 23,9 seviyelerinde kredi kullandırıyoruz. Bakın, enflasyon yüzde 32,6. Yani ihracatçımıza enflasyonun altında bir maliyetle kredi veriyoruz. Neden? Çünkü ihracat bizim için çok değerli ve çok önemli. Bu destekleri devam ettireceğiz, hatta artıracağız. Burada durmayacağız. Şartlar elverdiğinde finansman maliyetlerini daha da aşağı çekeceğiz. Bunu özellikle vurguluyorum. Dolayısıyla ihracatçımızın kaygılanmasına gerek yok.
"ÇİFTÇİMİZİN KULLANDIĞI KREDİLERİN FAİZİNİN YÜZDE 70'İNİ HAZİNE KARŞILIYOR"
Çiftçimizin krediye erişimini artırdık. Bakın, şu anda çiftçimiz 100 liralık kredi kullandığında, faiz maliyetinin yüzde 70'ini biz sübvanse ediyoruz. Yani 100 liralık bir faiz yükü varsa bunun 70 lirasını Hazine ödüyor, 30 lirasını ise çiftçimiz karşılıyor.Şimdi diyebilirsiniz ki bu destekten kaç çiftçi yararlanıyor? Bakın, tarım sektöründe sadece bu yılın ilk aylarında, şu anda yılın altıncı ayındayız, 563 bin çiftçimize kredi kullandırılmış durumda.
Bu birinci başlık. Yılbaşından bugüne kadar, yani ilk beş ayda, bu krediler nedeniyle yaklaşık 100 milyar liralık faiz yükünü Hazine üstlendi. Bu yılın sonunda bu rakamın 130 ila 150 milyar lira seviyelerine ulaşmasını bekliyoruz. Yani çiftçimizin kullandığı kredilerin faizinin yüzde 70'ini hazine karşılıyor.
Gelelim üçüncü kesime; esnafımıza. Bakın, Halkbank üzerinden esnafımıza yüzde 50 faiz sübvansiyonlu kredi sağlıyoruz. Şimdi diyebilirsiniz ki, "Kaç esnafa veriyorsunuz?" Sadece bu yılın ilk altı ayında 71 bin esnafımıza kredi kullandırıldı. Bu krediler için sağladığımız faiz sübvansiyonunun tutarı şu ana kadar 29 milyar liraya ulaştı.
"FAİZ MALİYETLERİ İÇİN ÇALIŞIYORUZ"
Şimdi diyebilirsiniz ki, "Peki ya KOBİ'ler? Üretici KOBİ'ler bu kategorilerin dışında kalmıyor mu?" Bakın, krediye erişimde en önemli sorunlardan biri teminat sorunudur. Küçük ve orta ölçekli işletmeler çoğu zaman yeterli teminat bulmakta zorlanıyor.
Biz Hazine olarak burada devreye giriyoruz. KOBİ'ler adına kefil oluyoruz ve bankalara, "Bu kredilerin kefili biziz" diyoruz. Şu ana kadar KOBİ'ler ve imalatçılar için 20 ayrı kefalet paketi hazırladık. Hâlen kullanılabilir durumda olan 171 milyar liralık kefalet limiti bulunuyor.
Şimdi diyebilirsiniz ki, "Faizler yüksek." Bu konuda da çalışmalarımız var. Faiz maliyetlerini aşağı çekmek için yeni adımlar üzerinde çalışıyoruz. Basit bir örnek vereyim. Diyelim ki enflasyon yüzde 30 seviyesine geldi. Elbette bütün kredi maliyetlerini tamamen karşılamamız mümkün değil. Ancak belirli bir ölçüde, programın dengesini bozmadan, enflasyonun üzerindeki maliyetin bir kısmını bütçeden karşılayacak modeller üzerinde çalışıyoruz. Bu konuda da çalışmalarımız devam ediyor.