İletişim Başkanı Duran: Manipülatif odaklara karşı mücadele sürüyor

May 22, 2026 - 12:56
İletişim Başkanı Duran: Manipülatif odaklara karşı mücadele sürüyor

HABER MERKEZİ-Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İstanbul Finans Merkezi'nde 'Türkiye Yüzyılında Yatırım ve Finans' programında konuştu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Sanayi ve zirai üretim yapan firmalar için kurumlar vergisini yüzde 12,5’e indiriyoruz. Bu çok radikal bir adım ve Türkiye’nin bir üretim merkezi olma kararlılığının çok net bir göstergesidir" dedi.

İlginizi Çekebilir

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın açıklamaları şöyle; En önemli gelişmelerden biri şu oldu: Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından geçtiğimiz ay “Türkiye Yüzyılı’nda Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Türkiye” programı ilan edildi. Türkiye’yi bir merkez olarak konumlandıran bir vizyonun sonucu. Değerli arkadaşlarımız, değerli başkanlarımız az önce altını çizdiler. Geçmişte “köprü” metaforu kullanılırdı. Şimdi artık “merkez” diyoruz. Merkez ülke olarak Türkiye’yi konumlandırma; yatırım merkezi, karar alma merkezi, bağlantısallığın kesişim noktası...

'TÜRKİYE YÜZYILI’NDA YATIRIMLAR İÇİN GÜÇLÜ MERKEZ TÜRKİYE' PROGRAMINIMECLİSİMİZ KABUL ETTİ"

Dolayısıyla Türkiye, önümüzdeki dönemde farklı bir konumlandırmayla yoluna devam edecek. Bu çerçevede yapılacak çok şey var. Bir kısmı kanun gerektiren, bir kısmı başka düzenlemeler ve inisiyatifler gerektiren konular. Bunların kanun gerektiren boyutunu geçen hafta itibarıyla, daha doğrusu bu hafta çarşamba günü Meclisimiz kabul etti. Hayırlı olmasını diliyorum.

Önemli bir paket. Gerçekten çok önemli düzenlemeler içeren bir paket. Çarşamba günü Meclisimizden geçti. Sayın Cumhurbaşkanımızın da onayını alırsa yayımlanmış olacak ve yürürlüğe girecek. Dolayısıyla bu program çok önemli.

"RADİKAL BİR ADIM"

Neler getiriyoruz bu programda? Sanayi ve zirai üretim yapan firmalar için kurumlar vergisini yüzde 12,5’a indiriyoruz. Bu çok radikal bir adım. Bizim genel kurumlar vergisi oranımız yüzde 25. Finansal sektörde ise yüzde 30. Orada biraz daha yüksek. Ama imalatçılar için, sanayici için, tarımsal üretim yapanlar için bunu yüzde 12,5’a çekiyoruz. Bu, Türkiye’nin bir üretim merkezi olma kararlılığının çok net bir göstergesidir. Bunun altını çizmek isterim. Dünyada da tartışmalar var. Hizmet sektörü, üretim sektörü, hepsi kıymetli elbette. Ama biz sanayiden vazgeçemeyiz. Tarımdan vazgeçemeyiz. Üretken sektörlerden vazgeçemeyiz. Bunlara destek olmaya, tabii ki yeni şartlara göre dönüşümlerini de sağlayarak; daha verimli, daha katma değeri yüksek bir nitelik kazanmalarını destekleyerek üretken sektörlerimizi ayakta tutmaya, güçlendirmeye devam edeceğiz.

"SANAYİYE DESTEK OLACAK, YATIRIM ORTAMINA DA KATKI SAĞLAYACAK"

Türkiye’nin bu tercihi stratejik bir tercihtir ve bunun sonuçlarını orta-uzun vadede hep birlikte daha iyi göreceğiz. Bu oranı yüzde 12,5’a indirmemiz hem içeride sanayiye destek olacak, yatırım ortamına katkı sağlayacak hem de dışarıdan doğrudan sermayenin Türkiye’yi tercih etmesinde önemli bir teşvik unsuru olacaktır. Bunun altını çizmek istiyorum.

Sadece bununla kalmıyoruz. Nitelikli hizmet merkezlerini de Türkiye’ye cezbetmeye çalışıyoruz. Bu kapsamda yüksek katma değerli hizmet ihracatını da teşvik ediyoruz ve bölgesel merkezler buraya gelsin diyoruz. Şirketler Türkiye’de konumlansınlar. Türkiye dışındaki birtakım operasyonlarını da Türkiye’den yönetsinler. Merkezleri burası olsun. Bu yönde de önemli teşvikler getiriyoruz. Transit ticarete ve nitelikli hizmet ihracatına önemli teşvikler sunuyoruz.

İçinde bulunduğumuz İstanbul Finans Merkezi’ne de daha ayrıcalıklı birtakım teşvikler sağlamış durumdayız. Hem genel anlamda Türkiye genelinde, İstanbul genelinde teşvikler getiriyoruz hem de daha özel olarak İstanbul Finans Merkezi projemizi tahkim ediyoruz.

Bu paket, burayı çok daha cazip hâle getirici hükümler içeriyor. Ayrıca dijital şirket kurulumunu güçlendiriyoruz ve girişimcilik ekosistemimizi destekliyoruz. Dijital şirket kurmak artık çok daha kolay olacak. Özellikle genç girişimciler ve dijital girişimciler için Türkiye’yi önemli bir merkez hâline getirmek istiyoruz.

Birçok detayı var. Vaktimiz kısıtlı, girmeyeyim. Ama bu aslında az önce bahsettiğim o “merkez ülke”, “Güçlü Merkez Türkiye”, “güvenli ve istikrarlı merkez Türkiye” vizyonunu tahkim eden, destekleyen yasal bir düzenleme; çok önemli bir inisiyatif. Bunun tekrar altını çizmek isterim.

Değerli katılımcılar, üretimin, yatırımın ve ihracatın sürdürülebilir şekilde büyümesi; finansmana erişimin güçlü ve çeşitlendirilmiş bir yapıya sahip olmasını gerekli kılmaktadır. Bu nedenle finansal istikrarı güçlendiren, sermaye piyasalarını derinleştiren, uluslararası piyasalarla entegrasyonu artıran ve reel sektörün finansmana erişimini kolaylaştıran adımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Ben hep altını çiziyorum, bugün de aynısını yapacağım: Reel sektör ve finans sektörü birbirinin alternatifi veya rakibi değildir. Tam aksine birbirini tamamlayan, aynı resmi tamamlayan bir bütünün iki parçasıdır. İki sektörün de böyle bakması gerekir diye inanıyorum.

Reel sektör büyüyecek, gelişecek ki finansal sektör de daha sağlam bir zemine sahip olsun. Finansal sektör istikrarlı bir şekilde büyüyecek ki reel sektör finansmana daha uygun koşullarda, daha kalıcı ve uzun vadeli bir perspektifle erişebilsin. Dolayısıyla bu iki kesim kesinlikle birbirini tamamlıyor. Bu anlamda çok kısa vadeli değerlendirmelerin dışına çıkarak her iki sektörün de biraz daha orta-uzun vadeli bir perspektifle bu ilişkilerini kurgulamalarının çok daha isabetli olacağını ifade etmek istiyorum.

Bugün çok güçlü bir bankacılık sistemine sahibiz. Burada genel müdürlerimiz var, Bankalar Birliği Başkanımız var. Bütün bankacılarımızı hakikaten tebrik etmek gerekiyor. Güçlü bir bankacılık sektörümüz var. Sermaye yapısı güçlü, yüksek aktif kalitesi var ve yeterli likidite oranına sahip. 2026 Mart itibarıyla sermaye yeterlilik oranı yüzde 16,5 ile, yüzde 8 olan yasal asgari oranın iki katından fazla. Sermaye yeterlilik oranı oldukça yüksek. Tahsili gecikmiş alacaklar yüzde 2,6 ile oldukça yönetilebilir, düşük bir seviyede. Dolayısıyla güçlü bir bankacılık sistemimiz var. Makro temellerimiz güçlü derken; bütçe açığımız düşük, cari açığımız yönetilebilir seviyelerde ama aynı zamanda finansal sistemimiz, bankacılık sistemimiz oldukça güçlü bir şekilde yoluna devam ediyor. Bankacılık sektörü aktiflerinin millî gelire oranı, 2026 yılı Mart ayında 2002 yıl sonuna göre 20 puan artışla yüzde 79 seviyesine yükselmiş durumda.

"BANKACILIK SEKTÖRÜNDE ÖNEMLİ BİR BÜYÜME POTANSİYELİ VAR"

Bununla birlikte hâlâ bankacılık sektöründe önemli bir büyüme potansiyeli olduğunu da ifade etmem gerekiyor. Finansal sistemimizdeki bu gelişme, katılım finans alanında da karşılık bulmaktadır. Katılım bankacılığı aktif büyüklüğü 4,7 trilyon liranın üzerine çıkarken, katılım finansın toplam sektördeki payı yüzde 9,5 seviyesine gelmiş durumda.

Diğer taraftan Türkiye yalnızca güçlü bankacılık sistemiyle değil, giderek tabana yayılan ve ürün çeşitliliği artan sermaye piyasalarıyla da ön plana çıkmaktadır. Daha sağlıklı bir yapıya gideceksek, toplam finansal sistem içinde bankacılığın payının biraz azalması, sermaye piyasalarının payının ise artması gerekiyor. Dünyadaki gelişmiş ülkelere baktığınızda böyle bir tablo görüyorsunuz. Bu tabii bankacılığın küçülmesiyle olacak bir iş değil. Az önce söyledim; bankacılık büyümeye devam edecek. Ama sermaye piyasaları, bankacılıktan daha hızlı büyümeli ki bu denge oluşsun ve sermaye piyasaları çok daha güçlü bir pay alsın. Bu yönde politikalar izliyoruz.

İstanbul Bilgi Üniversitesi kapatıldı! YÖK'ten açıklama geldi


"FİNANSAL DEZENFORMASYONLARA KARŞI TEDBİR ALMAK DURUMUNDAYIZ"

İletişim Başkanı Burhanettin Duran daİstanbul Finans Merkezi'nde 'Türkiye Yüzyılında Yatırım ve Finans' programında konuştu. Açıklamaları şöyle;

"Bugün vatandaşlarımız geçmişe kıyasla çok daha hızlı, çok daha çeşitli ve çok daha geniş bir finansal işlem alanına sahip. Ancak bu kolaylık beraberinde bilinçli hareket etme sorumluluğunu da getiriyor. Çünkü bu finansal araçlara erişimin kolaylaşması kadar doğru kullanılması ve anlaşılması da gerekiyor. Vatandaşlarımızın yatırım kararlarını bilinçli şekilde verebilmesi elbette risklerin ve fırsatların sağlıklı bir şekilde okunabilmesini gerektirmekte. Bunun da ülkemizin ekonomik gücünü tahkim edecek büyük bir önem içerdiğini söylemem gerekir. Bu nedenle finansal okuryazarlık sadece belirli meslek gruplarının ya da yatırımcıların ihtiyaç duyduğu bir husus değil. Bütün toplumun bütün kesimlerini ilgilendiren temel bir yaşam becerisi haline gelmiştir.

Saygıdeğer misafirler, tarihi tecrübelerle sabittir ki bir devletin uluslararası sistemdeki gücü yalnızca askeri kapasitesiyle, diplomatik etkinliğiyle ya da nüfusuyla ölçülmüyor. Artık istikrarlı ve paydaşlarına güven veren bir ekonomik yapının kurulması ve bunun sürdürülebilir hale gelmesi, bir devletin hakiki manada güçlü ve bağımsız olduğunu gösteren en önemli unsurdur. Ben de buradan bugün memnuniyetle ifade etmek isterim ki Türkiye, özellikle son 25 yılda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın vizyoner liderliğiyle küresel ekonominin fırtınalı sularında sığınılacak güvenli bir liman haline gelmiştir. Bu başarının arkasında kuşkusuz köklü bir zihniyet devrimi ve yeni bir düşünce dünyası çerçevesinde planlanarak hayata geçirilen sayısız proje ve yatırım bulunmaktadır.

Bu durum bizlere açıkça şunu göstermektedir. Jeopolitik krizlerin daha sık yaşandığı, tedarik zincirlerinin farklı sebeplerle kesintiye uğradığı ve finansal piyasalarda oynaklığın arttığı bu dönemde Türkiye hem bölgesel hem küresel düzeyde siyasi istikrarı, ekonomik güveni ve bir arada yaşamayı temsil eden önemli bir ülke konumundadır. Ve bu durum Türkiye'nin dünyanın bağlantı noktası olan yaklaşımını sürdürmesinde ve bu stratejilerini hayata geçirmesinde güçlü bir vizyon göstermektedir.

Değerli katılımcılar, Türkiye'nin bu bağlamda en önemli kurumsal kapasite unsurlarından birisi ise kuruluşunun 20. yılını kutladığımız Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisidir. Ofisimiz son 20 yılda yaşanan ulusal ve uluslararası ekonomik dalgalanmalarda çok başarılı bir performans sergilemiştir. Tecrübe ve birikimiyle Türkiye'ye dış sermaye çekmenin yanı sıra ülkemizin küresel iş yapma kültürünü de modernize etmiştir. Ben bu vesileyle Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisine katkıda bulunan herkese şükranlarımı sunuyorum. Kuruluşunun 21. yılını da ayrıca tebrik ediyorum.

'Türkiye Yüzyılı'nda Yatırım ve Finans' kitabımızı da bugün kamuoyunun istifadesine sunmaktan duyduğum memnuniyeti ayrıca ifade etmek isterim. Zira bu kitap, Sayın Cumhurbaşkanımızın 2014-2025 yılları arasında yatırım ve finans ekseninde gerçekleştirdiği 220 hitabı içermektedir. Böylece bu kitap, Türkiye'nin son dönemdeki yatırım, üretim, istihdam ve ihracat odaklı ekonomik dönüşümünün fikri arka planını da açıkça ortaya koymaktadır. Yani yaşadığımız serüvenin, Cumhurbaşkanımızın farklı konuşmalarıyla resmedildiği bir kitapla karşı karşıyasınız. Sayın Cumhurbaşkanımızın 11 yıla yayılan bu hitapları yakın ekonomi tarihimizi anlatan önemli bir vesika niteliğindedir. Her konuşma dönemin ruhunu, önceliklerini ve hedeflerini içerisinde barındırmaktadır. Bu bakımdan tarihe not düşüldüğü ve geleceğe de rehberlik edildiği ifade edilmelidir.

Kıymetli misafirler, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile İletişim Başkanlığımızın eş güdümünde yürütülen Güçlü Merkez Türkiye Vizyonu, ülkemizin jeopolitik avantajlarını ekonomik bir kaldıraç haline dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Bizler İletişim Başkanlığı olarak ekonomi iletişimi kavramına önem veriyoruz. Türkiye'nin yatırım ve kalkınma vizyonunu tüm dünyaya anlatmayı, bu vizyonu ulusal ve uluslararası ölçekte en güçlü ve etkin bir sesle dillendirmeyi önemsiyoruz. Başkanlığımız yurt dışında düzenlediği panellerle, uluslararası kamu diplomasisi faaliyetleriyle, dezenformasyonla mücadele mekanizmalarıyla, üniversite öğrencilerine kazandırılan finansal okuryazarlık programlarıyla, ekonomi ve finans muhabirlerine verilen eğitimlerle şu amacı hedefliyor. Türkiye'yi doğru anlatmak. Yatırım ortamına ilişkin algının sağlıklı olması ve ülkemizin küresel ölçekte güvenilir, öngörülebilir ve istikrarlı bir merkez konumunda olduğunu göstermektir.

Saygıdeğer misafirler, dijitalleşmenin finansal alanı hızla dönüştürdüğü günümüzde finansal dezenformasyonlara karşı da tedbir almak durumundayız. Bu da bizim İletişim Başkanlığı olarak en önem verdiğimiz hususlardan bir tanesidir. Bu çerçevede başkanlığımız bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'miz, ekonomik istikrarı hedef alan saldırılara karşı proaktif bir mücadele yürütmektedir. Günümüzde finansal güven sadece piyasa araçlarıyla inşa edilmiyor. Güven, doğru bilginin zamanında paylaşılması, kamuoyunun sağlıklı biçimde bilgilendirilmesi, yatırımcının manipülasyondan korunması ve devlet ile millet arasındaki iletişim bağının güçlü tutulmasıyla tahkim edilmektedir. Çünkü finansal kararlar alınırken beklentiler, algılar, haber akışı ve dijital mecralarda dolaşıma sokulan içerikler düşündüğümüzden çok daha fazla etkili olabiliyor.

"DÖVİZ KURLARI ÜZERİNDEN YAPILAN MANİPÜLASYONLARA ŞAHİT OLUYORUZ"

Maalesef zaman zaman medyada, konvansiyonel medyada ya da sosyal medyada döviz kurları üzerinden yapılan manipülasyonlara da şahit oluyoruz. Biz bunlara karşı iletişim çerçevesinde gerekli tedbirleri almaya devam ediyoruz. Haber dünyası ve finans dünyasının iletişim noktasında etik sınırların korunması, gazetecilik faaliyetlerinin ticari ilişkilere dönüşmemesi konusunu da ciddiyetle ele alıyoruz. İletişim Başkanlığımız manipülatif söylemlere, spekülatif içeriklere ve finansal dezenformasyonlara karşı ekonomi iletişimini önemsemektedir. Dikkatinizi çekerim. Uluslararası yatırımcılar ülkelerle ilgili kanaatlerini sadece rakamlarla ve finansal verilerle oluşturmuyor. Elbette yatırımcılar için esas olan, bir ülkenin istikrarı, liderliği ve küresel ölçekte oluşturduğu güven duygusudur. Bir milletin var olma ve hayatta kalma iradesi de bu öngörülebilirliği ve güveni inşa etmektedir.

"MANİPÜLASYON YAPAN ODAKLARLA MÜCADELEMİZ DEVAM ETMEKTEDİR"

Bu sene 10. yılını idrak edeceğimiz 15 Temmuz'da oluşturulmak istenen kargaşayı hatırlayalım. Huzurumuzu ve istikrarımızı hedef alan bu tasalluta karşı devlet ve millet olarak verdiğimiz refleks, geleceğimizi koruma ve inşa etme irademizin en güzel örneklerinden biri olmuştur. Bugün güvenli liman dediğimiz Türkiye'mizin istikrarının korunmasında devlet ve millet olarak hep birlikte bu iradeyi sergiliyoruz. Ülkemizin her türlü kaos ve karmaşadan uzak kalması bizim için çok önemlidir. Nitekim Türkiye'yi kaos ve karmaşa içine çekmeye çalışan, bu konuda manipülasyon yapan odaklarla hem yurt içinde hem de yurt dışında mücadelemiz devam etmektedir.

Sayın Cumhurbaşkanımızın yurt dışı temaslarında ortaya koyduğu güçlü liderlik ve kararlı diplomasiyle güven telkin eden vizyonunu inşa etmeye devam edeceğiz. Amacımız, vatandaşlarımızın dijital yatırım alanlarını özgürce, bilinçli ve güven içinde kullanabilmesidir. Böyle bir sanal ortamın güçlendirilmesidir. Devletin doğru bilgiyi vatandaşa ulaştırabilmesi ve piyasanın güven ikliminin korunmasıdır. Türk vizyonunun dünyaya güçlü, şeffaf ve tutarlı bir dille anlatılabilmesidir.

Şu hususu özellikle vurgulamak istiyorum. Türkiye, son 20 yılda gerçekleştirdiği reformlar, sağladığı yasal güvenceler, vizyoner teşvik programları ve yürüttüğü şeffaf iletişim stratejisiyle küresel yatırım haritasında kendine özgü konumunu almıştır. Yatırımların dijital altyapı, yeşil enerji ve yüksek teknolojiye yönlendirilmesi, geleceğin ekonomisine hazır ve emin adımlarla yürüdüğümüzü göstermektedir. Öyle inanıyorum ki Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliği ve Türkiye Yüzyılı vizyonuyla Türkiye ekonomi alanındaki yükselişini sürdürecektir. Ve tüm bunlar Allah'ın izniyle üretimin, teknolojinin ve finansın kalbinin bu topraklarda atacağı anlamına gelmektedir. Ben bu duygu ve düşüncelerle teşrifleri için Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımıza ayrıca tekrar teşekkürlerimi sunuyorum. Özgün fikirleri ve ufuk açıcı değerlendirmeleriyle oturumlarda yer alan panelistlere de şimdiden teşekkür ediyorum. Sizleri saygıyla selamlıyorum."

Kılıçdaroğlu'ndan ilk hamle! CHP'den 3 ismi görevinden azletti