İsrail Konsolosluğu'nun önündeki alçak terör saldırısının şifreleri: 'Hedefte Türkiye'nin 'güvenli liman' imajı var!'

Nis 7, 2026 - 17:12
İsrail Konsolosluğu'nun önündeki alçak terör saldırısının şifreleri: 'Hedefte Türkiye'nin 'güvenli liman' imajı var!'

Metin Aktaşoğlu / metin.aktasoglu@milliyet.com.tr- İstanbul'da İsrail Konsolosluğu önünde çıkan silahlı çatışmada bir terörist öldürüldü, iki terörist ise yaralı olarak ele geçirildi. Çatışmada iki polis memuru yaralanırken tedavileri süren kahraman polisleri hastanede ziyaret eden İstanbul Valisi Davut Gül, “İki mesai arkadaşımız, polisimiz yaralanmıştı. Onları ziyarete geldik. Hocamızdan bilgiler aldık. Hamd olsun birisi hafif yaralı, diğerinin de hayati tehlikesi yok ama diğer arkadaşımıza göre yarası biraz daha ağır. İkisinin de hayati tehlikesi yok. Tedavileri devam ediyor. Hepimize geçmiş olsun” dedi.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, “Yapılan inceleme sonucunda saldırıyı gerçekleştiren teröristlerin kimlikleri tespit edilmiş, İzmit’ten araç kiralayarak İstanbul’a geldikleri belirlenmiştir. Ölü olarak ele geçirilen Yunus E. S.’nin dini istismar eden terör örgütüyle irtibatı olduğu, yaralı olarak ele geçirilen Onur Ç. ve Enes Ç. isimli diğer iki teröristin kardeş olduğu ve Onur Ç.’nin uyuşturucu kaydı bulunduğu bilgisine ulaşılmıştır” açıklamasında bulundu.

Saldırıya ilişkin konuşan İstanbul Valisi Gül'ün de altını çizdiği üzere konsoloslukta yaklaşık iki buçuk yıldır herhangi bir faaliyet olmadığı gibi burada herhangi bir diplomatik görevli de bulunmuyor. Aynı zamanda ilk değerlendirmesinde “Provokasyon kokan bir hareket” diyen Vali Gül, “ Öncelikle başta İstanbul Emniyet Müdürümüz olmak üzere tüm ekibini tebrik ediyorum. Bu büyük saldırıyı, hamdolsun, polislerimizin aldığı tedbirler sayesinde olabildiğince hafif şekilde atlattık” şeklinde konuştu ve bölgenin aynı zamanda iş merkezleriyle çevrili olduğunu hatırlattı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'in aktardığı üzere soruşturma kapsamında bir başsavcı vekili ile iki cumhuriyet savcısı görevlendirilirken olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için çalışmaların “titizlikle ve çok yönlü olarak” yürütüldüğü Bakan Gürlek tarafından ifade edildi.

Peki mesai saatleri içinde İstanbul'un en yoğun bölgelerinden birini hedef alan böylesi bir terör saldırısının arkasında ne yatıyor olabilir? Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) Başkanı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol, değerlendirmesine başlarken öncelikle terör saldırısının farklı yönleri olduğunun altını çizdi. “Bilindiği üzere 'DEAŞ hiçbir şekilde İsrail hedeflerini vurmuyor' denirdi; öncelikle böyle bir anlam taşıyor olabilir” şeklinde konuşan Prof. Dr. Erol, “Fakat daha da önemlisi, bölgede Türkiye'nin ön plana çıkan bir rolü var” dedi ve ekledi:

Alıntı Metni

Konsolosluğun yaklaşık iki buçuk senedir faaliyet göstermiyor olmasının teröristlerin yaratmak istediği algı bağlamında bir önemi olmadığının da altını çizen Prof. Dr. Erol, “Uluslararası kamuoyu buna bakmaz. 'İstanbul'da bir terör saldırısı var mı?', 'Burası Türk polisinin koruması altında mı?', Ve sonuçta burada bir çatışma durumu olup Türk güvenlik güçleri hedef haline geldi mi?' diye bakarlar” şeklinde konuştu.

Dolayısıyla burada oluşturulmak istenen algının boyutu çok önemli diyen Prof. Dr. Erol, geçen yılın son günlerinde Yalova'da yaşanan operasyonu da hatırlatarak, “Saldırının bir de şöyle bir boyutu olabilir: Yalova'daki terör unsurlarına yönelik operasyonlar sonrası bu saldırıyla birlikte DEAŞ, Türkiye'de saldırı yapabilecek kapasitede olduğuna yönelik bir mesaj vermeye de çalışıyor olabilir” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail Konsolosluğu önünde çatışma! Öldürülen terörist Adana'da cinayetten yargılanmış

Fakat diğer tüm ihtimallerin yanında Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol, Türkiye'nin bölge için bir finans merkezine dönüşme potansiyelinin hedef alındığını ve özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kabine toplantısı sonrası yaptığı konuşmanın ardından böylesi bir saldırının yaşanmasını, zamanlama açısından oldukça dikkat çekici bulduğunu dile getirdi.

Hatırlanacağı üzere Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin stratejik coğrafyası, güçlü ve modern altyapısı, genç ve nitelikli iş gücü, İstanbul Finans Merkezi ve daha birçok avantajıyla yeni dönemin doğal cazibe merkezlerinden biri olmaya namzet olduğunu ifade ederken dünyanın önde gelen şirketleriyle yapılan toplantılarda da bunun emarelerini bizzat gördüklerini ve yurt dışında da bunun sinyallerini şimdiden almaya başladıklarını söylemişti:

Alıntı Metni

Aynı zamanda “Dünyaya şöyle bir göz attığımızda, tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun, Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya Ekonomik Forumu Ülke Stratejisi Toplantısı vesilesiyle küresel iş dünyasının üst düzey yöneticilerini Türkiye'de ağırladıklarını anımsatmış ve şöyle demişti:

“Toplantıya 16 ülkeden imalat, teknoloji, enerji, finans varlık yönetimi gibi farklı sektörlerden toplam değeri 1.2 trilyon doları bulan yatırımcılar iştirak etti. İlgili bakanlarımız toplantıda iş dünyası temsilcilerine, Türkiye'nin yatırım iklimi, küresel değer zincirlerindeki konumu, sunduğu yatırım fırsatları ve ekonomik görünümü hakkında bilgi verdi. Muhalefetin 'İsraf' diyerek 'Ne gerek var' diyerek kötülediği yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye'yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor. Türkiye'nin uluslararası yatırımcıların gelecek planlamalarında bir istikrar adası olarak, bir güvenli liman olarak öne çıktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz.”