Marmara'daki ölüm rotası! Kıvanç Tatlıtuğ tanık olarak mahkemede: İçime bir his düştü

Yalova'dan Bozcaada'ya giderken Balıkesir'in Marmara Adası açıklarında teknesi parçalanan ve daha sonra cesedi bulunan yat üreticisi Halit Yukay'ın ölümüne ilişkin haklarında dava açılan 10 tutuksuz sanığın yargılanmasına devam edildi.
Duruşmada tercüman aracılığıyla tanık olarak ifade veren Halit Yukay'ın eşi Rania Stypa Yukay, tutuksuz sanıkların kazayı taksirle değil, bilerek yaptıklarını düşündüğünü söyledi.
Tutuksuz sanıkların geminin kontrolünü boş bir şekilde bırakarak kasten ölüme sebebiyet verdiklerini iddia eden Yukay, şöyle konuştu:
'AİLECEK TATİL PLANLIYORDUK'
Yukay'ın arkadaşı oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ da mahkemede tanık olarak dinlendi.
Balıkesir’in Erdek ilçesinde görülen davada konuşan Kıvanç Tatlıtuğ, "4 Ağustos günü merhum Halit'le telefonda birkaç defa telefon konuşmamız oldu. Kendisiyle ailece tatil planlıyorduk. Kendisi, eşi, çocukları, ben, benim eşim ve benim oğlum bir tatil planlıyorduk. Kendisinden bir tekne aldım. Bu süreden önce ve bu süreden sonra da tekne aldıktan sonra da çok yakın bir dostluğumuz söz konusu oldu. 4 Ağustos günü kendisi Yalova'dan öğleden sonra avara olduktan Bozcaada'da o akşam konaklayacaktı. Ertesi gün ise benim yanıma geldiğini planlıyordu. Hava şartları kötü olmak durumunda ise rotasını değiştirip ya Çeşme tarafına ya da Bozcaada'da tekrar kalmaya devam edecekti. Kendisiyle birkaç defa telefon karşılıklı telefon açmalarımız söz konusu oldu. Ama benim anladığım dümen başındayken telefonlara cevap veremedi. Sonra o bana döndü, telefonu açtı. Çok kısa bir görüşmemiz oldu. Kendisi gayet keyfi yerindeydi. Kendisi gayet olumlu, pozitif durumdaydı. Kısa bir görüşmemiz oldu" dedi.
İfadesine devam eden Tatlıtuğ, "Lokasyonunu sordum. Neredesin diye. O bana Marmara'nın kuzeyinden seyir halinde olduğunu ve her şeyin yolunda olduğunu, takriben birkaç saat sonra da Bozcaada'da konaklayacağını söyledi. Kendisiyle telefonda konuşurken lokasyon vermesi gerektiğini söyledim. Dedim ki lokasyonu verirsen seni takip edeceğim. Ben de buradan takip etmek istiyorum. 'Tamam, lokasyonu sana göndereceğim' derken son konuşmamız o oldu. Sonra sinyal kesildi. O sinyal kesilince üzerine şöyle dedim, kendimce bir yorumlamada bulundum. Dedim ki bu sinyal kesildi. 10 gün önce de biz yoldaydık. Aynı yolu biz giderken benim de aşağı yukarı bir, bir saate yakın. Evet, bir saate yakın bir telefon sinyaline ulaşamadığım bir zamanım olmuştu. Ben ve benim arkadaşlarım teknede benle beraber yolculuk yapan arkadaşlarımızın o yönde kesilebilir nasıl olsa müsait olunca bana tekrar telefon açar. Lakin göndermiş olduğum mesajların da karşı tarafa ulaşılmadığını, yani harita ulaşılmadığını fark edince içime bir his düştü. Çalışmış olduğu hem de yakından da iş birliği içerisinde olan ve arkadaşı olan kişiye telefon açtım. Eren'e telefon açtım, kendisine durumu bildirdim. Dedim böyle böyle bir durum var. Ben kendisine ulaşamıyorum ama biliyorum ki 10 gün önce bu yolu yaptık telefon kesilmiş olabilir. Ama ne olur ne olmaz. Bu bilgi sende kalsın. Ben sana bu bilgiyi vereyim. İlerleyen dakikalarda sen ulaşırsan, ben ulaşırsam tekrar bir istişare içerisine girelim, dedim. Onun akabinde üzerinden bayağı bir zaman geçti. Sonra telaş ve panik başladı. Derken kolluk kuvvetleri, deniz kolluğu, kara kolluk kuvvetleri derken bilgiler geçildi. Ondan sonra arama çalışmalarına başlandı. Bu konuyla ilgili verebileceğim bilgiler bunlardır" şeklinde konuştu.
Taraf avukatlarını dinleyen hakim, gemide keşif yapılmasına gerek olmadığına karar vererek, birinci kaptan C.T'nin adli kontrol kararının devamına, diğer sanıkların da tutuksuz yargılanmalarının devamına, eksik evrak tamamlanması için duruşmanın 8 Mayıs 2026'ya ertelenmesine karar verdi.
OLAY
Halit Yukay, 4 Ağustos'ta "Graywolf" isimli özel teknesiyle Bozcaada'ya gitmek üzere denize açılmış, kendisinden bir süre haber alamayan yakınlarının durumu aynı günün gecesi güvenlik güçlerine bildirmesi üzerine arama çalışması başlatılmıştı.
Sahil Güvenlik ekiplerince Kapıdağ Yarımadası Turanköy açıklarında çekilen görüntülerde, söz konusu teknenin kaza nedeniyle parçalanmış ve yarı batık halde olduğu tespit edilmişti.
Tekne içinde dalış timi tarafından arama yapılmış fakat herhangi bir bulguya rastlanmamıştı.
Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmış, "taksirle ölüme sebep olma" suçlamasıyla tekneye çarptığı ileri sürülen geminin kaptanı C.T. gözaltına alınmıştı. 8 Ağustos günü hakim karşısına çıkan C.T, adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış, yapılan itiraz üzerine 10 Ağustos'ta tutuklanmıştı. C.T, bir süre tutuklu kaldıktan sonra salıverilmişti.
Taramalı sonar ve ROV cihazlarıyla yapılan arama faaliyetleri neticesinde 23 Ağustos'ta 68 metre derinlikte deniz tabanında tespit edilen ceset, 3 Eylül'de çıkarılmıştı. Bursa Adli Tıp Kurumu morguna getirilen ve DNA eşleşmesinde Yukay'a ait olduğu belirlenen cenaze, 6 Eylül'de İstanbul'da düzenlenen törenin ardından Ümraniye Hekimbaşı Mezarlığı'nda toprağa verilmişti.