Mimari, okulu sevdiriyor

Kübra Köklü - Öğrencilerin eğitim hayatlarında başarılı olabilmeleri için okullarını sahiplenmeleri ve sevmeleri gerekiyor. Bu nedenle velilerin, derslik, yemekhane, bahçe, sosyal, kültürel ve spor etkinlik alanlarını incelemesi gerekiyor. Konuyla ilgili bilgi veren Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Mimarlık Fakültesi Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Gizem Deniz Güneri Söğüt, ailelerin okul seçerken yalnızca sınıfların ‘güzel’ ya da yapının ‘yeni’ olma durumlarına odaklanmamalarını belirterek “İyi bir okul mimarisi; çocuğun rahat nefes aldığı, öğretmenini net duyduğu, gün ışığıyla ilişki kurduğu, kendini güvende hissettiği, hareket edebildiği, arkadaşlarıyla karşılaşabildiği, gerektiğinde sakinleşebildiği ve öğrenmeye merak duyduğu bir yapı ortaya koyar” dedi.
Deprem riskine dikkat
Okul yapılarının afetlere ve iklim koşullarına dayanıklı olması gerektiğine dikkat çeken Söğüt, “Türkiye gibi deprem riski yüksek bir ülkede okul yapısının taşıyıcı sistem güvenliği tartışmasız öncelik. Tüm bu temel unsurlardan hareketle iyi tasarlanmış bir okul yapısının, pahalı ya da lüks addedebileceğimiz malzemelerle inşa edilmiş gösterişli bir yapı olmakla hiçbir temel bağ arz etmediğini söyleyebiliriz. Afet ve acil durum prosedürleri mutlaka bulunmalı. Güvenli okul; sağlam, yangına karşı hazırlıklı, tahliyesi anlaşılır, girişleri kontrollü, bahçesi ve iç mekânları gözetilebilir, acil durum planları uygulanabilir olan okuldur. Güvenlik, çocuğu korkutan değil; onun okul içinde rahat, görünür, korunmuş ve özgür hissetmesini sağlayan mimari bir organizasyondur.”
‘Kaleye dönüştürülmemeli’
Okulda güvenlik kavramının yalnızca kamera, turnike ve güvenlik görevlileri üzerinden düşünmenin doğru olmadığını dile getiren Söğüt, şunları söyledi: “Güvenlik, binanın yer seçiminden taşıyıcı sistemine, yangın tahliyesinden bahçe girişine, sınıf kapısından acil durum planına kadar bütüncül ele alınmalı. Okulların giriş-çıkış kontrolü de önemli. Okulun ana girişi tanımlı olmalı; ziyaretçi doğrudan okulun içine karışmamalı, önce danışma ya da idari bir kontrol noktasından geçmelidir. Bahçe kapıları, servis alanları ve otopark öğrenci dolaşımından ayrılmalı. Ancak okul bir ‘kale’ye de dönüştürülmemeli. Araştırmalar iyi güvenliğin, çocuğun üzerinde baskı kurmadan çalıştığını ortaya koymaktadır.”
Doğal ışık ve havalandırma önemli
Okul yapıları, eğitimin arka planı değil, çocuğun gündelik deneyimini doğrudan etkileyen çevre olduğunu söyleyen Söğüt, okul mimarisinde dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı:
■ Sınıfa girildiğinde hava ağır mı, pencere açılabiliyor mu, doğal ışık yeterli mi, içerisi çok sıcak ya da çok soğuk mu, öğretmenin sesi net duyulabilir mi?
■ Çocuk okula girdiğinde sınıfına, tuvalete, yemekhaneye, bahçeye ve idareye kolayca ulaşabiliyor mu? Girişler tanımlı mı, koridorlar karanlık, sıkışık mı, merdivenler güvenli mi, küçük yaş grupları büyük öğrencilerle kontrolsüz biçimde karışıyor mu? Küçük çocuklar için bu, yalnızca kolaylık değil, aynı zaman güven duygusu konusu.
■ Koridor, yemekhane, kütüphane, çok amaçlı salon ve merdiven sahanlıkları gibi alanlar yalnızca geçiş alanları gibi mi bırakılmış, yoksa çocukların karşılaşmasına, beklemesine, dinlenmesine ve sosyalleşmesine imkân veriyor mu?
■ Bahçe yalnızca sert zeminli bir teneffüs alanı mı; yoksa gölge, yeşil doku, oyun, spor, oturma, açık hava öğrenmesi ve sakinleşme bölümleri içeriyor mu? Yeşil okul bahçeleri ve açık hava öğrenmesi üzerine çalışmalar, aidiyet ve çocuk gelişimi açısından çok büyük değer taşıdığını gösteriyor.
■ Rampalar, asansör, erişilebilir tuvaletler, kaymaz zeminler, anlaşılır yönlendirme, sakinleşme alanları ve rehberlik biriminin konumu önemli. UNESCO, erişilebilir olmayan okul altyapısının çocukların eğitime katılımı önünde doğrudan engel oluşturduğunun altını çiziyor.