Somut uzlaşı yok

ABD Başkanı Donald Trump’ın büyük merakla takip edilen Çin ziyareti sona erdi. Ziyaret, çok sayıda olumlu mesaj verilirken, sağlanan anlaşmaların muğlak kalması dikkat çekti. Ziyaret, iki ülkenin somut olarak ne elde ettikleri konusunda eleştirilere neden oldu. “Harika” bir ziyaret geçirdiğini belirten Trump, bu süre zarfında çok sayıda ticaret anlaşması yaptıklarını bildirdi. Çin ile ABD ilişkilerini “çok güçlü” diye niteleyen Trump, Şi ile başkalarının çözemeyeceği çok sayıda sorunun üstesinden geldiklerini belirtti. Şi ise, Trump’ın ziyaretinin “dönüm noktası” olarak görülebileceği görüşüne katıldığını ifade ederken, çok sayıda işbirliği anlaşması yaptıklarını ve uluslararası meselelerde mutabakata vardıklarını dile getirdi.
Bununla birlikte iki süper gücün tam olarak ne üzerinde anlaştığına dair çok az ayrıntı ortaya çıktı. ABD tarafınınİran konusunda, Çin tarafının ise Tayvan’la ilgili taleplerde bulunduğu görülürken, bu taleplerin ne kadar karşılanabilir olduğu bilinmiyor. New York Times büyük gerilimlerde ilerleme olmadığını kaydederken, CNN ise “Bazı hassas konular büyük ölçüde masadan uzakta kaldı” diye yazdı.
İran ve Hürmüz belirsiz
Trump Fox News ile yaptığı röportajda, Şi’nin İran’a askeri teçhizat göndermeme sözü verdiğini söyledi. Çin’in İran’dan en fazla petrol ithal eden ülkelerden olduğunu söyleyen Trump, Pekin’in bunu sürdürmek istediğini belirtti. Tahran hükümetinin nükleer programına değinen Trump, “Bunu son derece kesin bir şekilde söyleyebilirim. İran asla nükleer silahlara sahip olamayacak” dedi. Trump, “İran’ın nükleer programını 20 yıl boyunca askıya alması bizim için tamam, ancak bunun ‘gerçek’ bir taahhüt olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Çin Devlet Başkanı Şi’nin Hürmüz Boğazı’nın açılması için İran’a baskı yapma konusunda güvence verip vermediğine ilişkin ise Trump, “Kimseden iyilik istemiyorum. Çünkü iyilik istediğinizde, karşılığında iyilik yapmanız gerekiyor” dedi. Trump, İran petrolü satın alan Çinli şirketlere yönelik yaptırımların kaldırılması konusunda birkaç gün içinde karar vereceğini açıkladı.
Çin Dışişleri Bakanlığı ise belirsiz bir yaklaşım sergileyerek “kapsamlı ve kalıcı bir ateşkes” çağrısında bulunan bir bildiri yayınladı. Açıklamada, “Uluslararası toplumun çağrılarına yanıt olarak, nakliye yolları en kısa sürede yeniden açılmalıdır” denildi. Çin, savaşın ‘asla olmaması gerektiğini’ kaydederken, çözümde daha fazla rol almak için ABD’nin çağrılarına kamuoyu önünde sıcak yaklaşmadı.
Tayvan ‘yoklaması’
Şi, Tayvan sorunuyla ilgili, “Yanlış yönetilirse, iki ülke çatışabilir, hatta savaşa bile girebilir” uyarısında bulunmuştu. Tayvan hakkında “bir yorum yapmadığını ve yalnızca dinlediğini” söyleyen Trump,bu konuda Çin’e herhangi bir taahhütte bulunmadığını aktardı. “Gerekirse ABD Tayvan’ı savunur mu?” sorusuna yanıt veren Trump, Şi’nin de kendisine benzer bir soru yönelttiğini anlatarak “Bana onları (Tayvan’ı) savunup savunmayacağımı sordu” dedi. Trump, bu sorunun cevabını bilen tek kişinin kendisi olduğunu söyledi.
Çay diplomasisi
Trump, ziyaretinin son gününde Şi Cinping ile çay davetinde buluştu. Liderler, eski İmparatorluk Sarayı’nın yaz bahçesi Congnanhay’da bir araya geldi. Yürüyüşün ardından kamelyada oturan iki lider, bakanların ve üst düzey yetkililerin yer aldığı küçük grupla sohbet etti, burada liderlere çay ikramında bulunuldu. Şi, buluşma için Congnanhay’ı seçmesinin sebebinin, Trump’ın 2017’de onu Florida’daki Mar-a-Lago’da ağırlamasına karşılık olduğunu söyledi. Trump’ın burayı ziyaret eden başka dünya liderlerinin olup olmadığı sorusu üzerine Şi, “Çok nadir. Tarihsel olarak diplomatik faaliyetlerde kullanılmaz. Örneğin Putin geldi” diye yanıt verdi.
G-2 vurgusu: Artık iki büyük var
Trump, Fox News’e verdiği röportajda zirveyi ‘G-2’ olarak tanımladı ve ‘tarihe geçecek önemli bir an’ diye nitelendirdi. Washington Post, G-2 kavramının Obama döneminden beri tartışıldığını, bununla birlikte Çin’in resmen ‘çok kutuplu dünya’ söylemini tercih ettiğini hatırlattı.
Putin de gidiyor
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, çok yakında Pekin’e gitmesi beklenen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Çinli mevkidaşı Şi Cinping’le bu hafta gerçekleşen ABD-Çin temaslarını ele alma fırsatı bulacağını belirtti. ABD Başkanı Trump’ın Çin’deki temaslarının Moskova’da yakından takip edildiğini anlatan Peskov, “Bu bilgileri Çin’e gittiğimizde, deyim yerindeyse ilk ağızdan almayı umuyoruz” dedi.
ABD heyetinde siber korku!
ABD heyetinin Çin’de bilgilerinin çalınmaması için çok sayıda önlem aldığı ortaya çıktı. Buna göre yetkililer kendi kişisel telefonlarını Çin’e getirmedi ve hepsine ‘kullan-at’ telefonlar verildi. Hem heyet üyeleri hem de basın çalışanları Çin’de wi-fi ağlarına bağlanmazken, mesajlaşma programları için yeni profiller oluşturuldu. Amerikan heyetinin bu önlemlerle kişisel ve gizli bilgilerin çalınmaması için büyük uğraş verdiği öğrenildi.