Son dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul'un fethini hala hazmedemeyen hazımsızlar var

May 29, 2026 - 17:04
Son dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul'un fethini hala hazmedemeyen hazımsızlar var

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bayramlar, yardımlaşma ve paylaşma duygularımızı yüceltmenin yanı sıra birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirdiğimiz özel günlerdir. Milletçe bayram günlerinde bu hissiyatı, bu ruhu, bu inancı çok daha diri biçimde idrak ve ihya ediyoruz." dedi.

Partisinin İstanbul İl Başkanlığınca Haliç Kongre Merkezi bahçesinde düzenlenen "İstanbul'un Fethi'nden Gönüllerin Fethine" programında katılımcıları selamlayarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, programa katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Hem İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü hem de bayram vesilesiyle bir araya gelindiğini hatırlatan Erdoğan, fethin 573. yıl dönümünde İstanbul'un daha bir güzel olduğunu, katılımcıların mübarek bayram gününde daha bir güzel olduğunu söyledi.

İlginizi Çekebilir

Vatandaşların Kurban Bayramı'nı tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aynı şekilde dünyanın dört bir yanında yaşayan, bayramda sılası gözünde tüten bütün vatandaşlarımın, gönül coğrafyamızdaki her kardeşimizin, yeryüzündeki her Müslümanın bayramını tebrik ediyorum." ifadelerini kullandı.

Bayramın İslam dünyası ve insanlık için mübarek olmasını, kardeşliğe, barışa ve huzura vesile olmasını Cenabıallah'tan niyaz eden Erdoğan, kesilen kurbanların Allah katında makbul olmasını diledi.

Bayramın şüphesiz en çok çocuklar için bayram olduğunu belirten Erdoğan, "Bayram cennet yüzlü çocukların yüzlerinde tebessüm çiçekleri açınca bayram olur. Asıl böyle anlamını bulur. Türkiye'nin tüm çocuklarının, dünyanın tüm çocuklarının bayramını bugün özellikle tebrik ediyor, her birini sevgiyle kucaklıyor, minik yanaklarından öpüyor, her günlerinin bayram havasında geçmesini temenni ediyorum." diye konuştu.

Mübarek bayram günlerinin insanın dostluğu, kardeşliği, milli ve manevi değerleri en canlı biçimde yaşadığı müstesna zamanlar olduğunu dile getiren Erdoğan, "Bayramlar, yardımlaşma ve paylaşma duygularımızı yüceltmenin yanı sıra birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirdiğimiz özel günlerdir. Milletçe bayram günlerinde bu hissiyatı, bu ruhu, bu inancı çok daha diri biçimde idrak ve ihya ediyoruz. Garip gurebanın kapısını çalıyor, öksüzün, yetimin başını okşuyor, en yakınımızdan başlayarak ihtiyaç sahiplerinin derdiyle dertleniyoruz." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bayramlar millet olarak bizi birbirimize yakınlaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda dünyanın dört bir yanındaki kardeşlerimizle de aramızda yeni muhabbet köprülerinin kurulmasını sağlıyor. Bayramlar tüm farklılıklarımızı bir tarafa bırakıp, ümmet olma şuurumuzun daha da perçinlenmesine vesile oluyor. Geçenlerde Hakk'a uğurladığımız şair Murat Kapkıner bu bilinci şöyle ifade ediyordu. 'Afrika'da öldürülse bir yerli, canı benden çıkıyor seni bildim bileli.' İşte bu hissiyatla dünyanın en ücra köşesine kadar milletimizin merhamet ve şefkat elini ulaştıran gönüllü kuruluşlarımıza, hayırseverlerimize, sivil toplum örgütlerimize bugün hassaten teşekkür ediyorum. Cenabıallah onların eksikliğini bu millete ve ümmete göstermesin."

Erdoğan, konuşmasında, hac farizasını yerine getirmek üzere kutsal topraklarda bulunan Müslümanların ibadetlerinin kabul olmasını temenni etti.

"İSTANBUL’UN FETHİ, KIYAMETE KADAR SÖNMEYECEK HAK VE HAKKANİYET OCAĞININ YAKILMASIDIR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti;

"Kardeşlerim, sevgili gençler, bu mübarek günde şu noktaya özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum. İstanbul’un fethi sadece bir büyük zafer, sadece çağ açıp çağ kapayan bir olay değildir. Dünyanın göz bebeği bir şehirde karanlığın aydınlığa tebdilidir. İstanbul’un fethi, can ve mal güvenliğinin olmadığı bir şehirde yüzyıllar sürecek bir huzur ve güvenlik ortamının tesis edilmesidir. İstanbul’un fethi, her kökene, her inanca, her görüşe o güne kadar gösterilmeyen hoşgörünün gösterilmesi, verilmeyen değerin verilmesidir. İstanbul’un fethi, coğrafya için fitne üreten bir ocağın söndürülmesi yerine kıyamete kadar sönmeyecek hak ve hakkaniyet ocağının yakıl, ihyasıdır, hayat bulmasıdır. Bu hakikati büyük tarihçi rahmetli Halil İnalcık bakınız nasıl anlatıyor; O, 1451’de tahta oturduğu andan itibaren fethi başarmak için gece gündüz çalışıp her türlü diplomatik, askerî, teknolojik ve idarî önlemi düşünmüş ve almıştır. 20 Nisan deniz bozgunu fethi tehlikeye düşürdüğü zaman da azim ve kararında sarsılmamıştır. Ve beş yüz yıllık imparatorluk yalnızca genç Türk hükümdarının eseridir. Bu tarihi bir gerçektir. Harap bir şehir olarak aldığı Konstantiniyye’yi Fatih, vakıflara dayanan külliye imaretleriyle muhteşem bir Türk İslam şehri olarak yeniden inşa etmiştir. Ne diyordu? “İstanbul muhakkak fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onun askeri ne güzel askerdir.” İstanbul’un fethi, iki dünyanın, iki kıtanın birleştiği bu şehre 573 yıldır batmayan bir güneşin doğması, bir baharın gelmesidir. İstanbul’un fethi, yeryüzünde fitneyi ortadan kaldırmayı hayatının amacı hâline getiren, bunun için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan 21 yaşındaki gencin dünya tarihinde örneği görülmeyen bir barış ve kardeşlik iklimini mayalamasıdır. İstanbul’un fethi, bu topraklarda Malazgirt’le başlayan fetihler silsilemizin en parlak halkasıdır.

"FETİH MİLLETİN KIZILELMASIDIR"

Hani diyor ya Fazıl Hüsnü Dağlarca. “Havanın mavisinde, denizin yeşilinde bir türkü Orta Asya’dan beri duymuşuz. Anamızın sütünden bayraklara kadar yüce fetihle büyümüşüz. Nur ile kuvvet ile aşk ile kaderin büyüsünü bozmuşuz. Görmüşüz suretini güzelliğin. Koca felaketlere göğüs germişiz. Cihanın yarısı gök önünde şehit şehit durmuşuz. Cihanın yarısı İstanbul almışız.” İşte İstanbul’un fethi, devamında fetihler doğuran gaza medeniyetimizin en büyük kapılarından, en büyük kaynaklarından biridir. İstanbul’un fethi, milletimizin mefkûresi, ülküsü, kızıl elması uğruna neleri başarabileceğinin numunesidir. Karadan yürütülerek Haliç’ten denize indirilen kadırgalar, Sultan Fatih’in azminin, iradesinin, feth-i mübine olan inancının yansımasıdır. Aynı zamanda İstanbul’un fethi, her delikanlımızın ruhunda bir Fatih idealinin, bir Ulubatlı Hasan fedakârlığının, bir Akşemseddin bilgeliğinin yaşadığını gösteren en güzel örnektir. Nasıl göl yerinde su eksik olmazsa, bu milletin gönlünde de fetih mefkûresi, fetih şuuru, fetih özlemi hiçbir zaman eksik olmaz.

"İSTANBUL'UN FETHİNİ HALA HAZMEDEMEYEN HAZIMSIZLAR VAR"

Değerli kardeşlerim, bu topraklar 1071’den bu yana bizim vatanımızdır. İstanbul ise 1453’ten bu yana Türk İstanbul olarak milletimizin göz bebeği, iftihar tablosudur. Ama biliyoruz ki bunu hâlâ kabullenemeyenler var. İstanbul’un fethini hâlâ içlerine sindiremeyen hazımsızlar var. 573 yıllık öfkenin pençesinden bir türlü kurtulamayanlar var. Bunların gerek içeride gerekse dışarıda buldukları her fırsatta bu hazımsızlıklarını, bu rahatsızlıklarını ifşa ettiklerini görüyoruz. Diyorlar ki. “Her kim zulüm 1453’te başladı diyorsa maskesini indirin. Altından 1453’te mücadele ettiğimiz karanlık yüzler çıkacaktır.İstanbul’un statüsü değişsin diyorsa bunlar, Topkapı’da okunan Kur’an’ı, Ayasofya’da okunan ezanı içlerine sindiremeyenlerdir. Her kim İstanbul’da inşa ettiğimiz yüksek medeniyeti görmezden gelerek “Göçebe barbarlar Anadolu’daki medeniyeti tahrip etti.” diyorsa pelerinini kaldırın, göğsüne kazınmış Bizans dövmesiyle karşılaşırsınız. Her kim bu şehrin Yahya Kemal’in “Türk İstanbul” dediği kurucu kimliğiyle bir sorun yaşıyorsa arka planına baktığınızda aslında fetihle ve Fatih’le hesaplaşma içinde olduğunu görürsünüz. Bunların kim olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. Allah’ın izniyle bu zihniyetin temsilcilerine dün fırsat vermedik, bugün de yarın da fırsat vermeyeceğiz. Fatih Sultan Mehmet Han’ın bize emaneti olan bu aziz şehre gözümüz gibi bakmaya devam edeceğiz. 86 yıllık hicranın ardından nasıl Ayasofya’nın kapısına vurulan zincirleri parçaladıysak, kutlu fetihten ilham alarak yeni zaferlere de imza atacağız.

İstanbul’un fethi bizlere şunu öğretmiş, şunu hatırlatmıştır. Eğer gerçekten inanır, çalışır, zorluklar karşısında sebat edersek milletçe başaramayacağımız iş, ulaşamayacağımız hedef yoktur. Yeter ki Sultan Fatih gibi “Ya İstanbul beni alacak ya da ben İstanbul’u alacağım.” diyerek kararlılığımızı gösterelim. Yeter ki zafere inanalım, gücümüzün idrakinde olalım. Gerisi Allah’ın izniyle sadece bir zamanlama ve planlama meselesidir. Bunun için hep birlikte çalışacak, saflarımızı daha da sıklaştıracak ve İstanbul’un geleceğini karartmak isteyenlere meydanı bırakmayacağız. Şunu bir defa her bir yol ve dava arkadaşımın çok iyi bilmesini isterim. Dünyamız ve bölgemiz gerek siyasi, gerek ekonomik, gerekse diplomatik bakımdan çok ciddi kırılmalar yaşıyor. Coğrafyamızda sınırlar yeniden kanla ve gözyaşıyla çizilmek isteniyor. Gazze’den Sudan’a, Yemen’den Lübnan’a yönümüzü nereye çevirirsek çevirelim aynı kirli oyunun farklı sahnelerine tanık oluyoruz.

Değerli kardeşlerim, Rabbim daha nice fetihlere bizleri eriştirsin. Bunun için de Cumhur İttifakı’nın birliğini, beraberliğini daim eylesin. Birliğimizi, beraberliğimizi bozmayacağız. Bir olacağız. İri olacağız. Diri olacağız. Kardeş olacağız. Hep birlikte Türkiye’nin yarınlarına yürüyeceğiz. Sağ olun. Var olun. Rabbim yar ve yardımcımız olsun."

Galatasaray'dan Can Uzun bombası! Transferde yeşil ışık: Kulübümle anlaşın, gerisi kolay
Sağanak ve dolu caddeleri göle çevirdi! Meteoroloji il il uyardı