SON DAKİKA HABERLER: Dikkat çeken Türkiye analizi! 10 yılda neler olacak? 'Sınırların ötesindeki kilit'

Tem 22, 2026 - 08:50
SON DAKİKA HABERLER: Dikkat çeken Türkiye analizi! 10 yılda neler olacak? 'Sınırların ötesindeki kilit'

MİLLİYET.COM.TR / Rusya-Ukrayna Savaşı'yla birlikte Avrupa'nın güvenlik dengeleri değişirken, uluslararası yayın organı Eurasia Review'de yayımlanan kapsamlı analizde Türkiye'nin NATO içindeki değişen rolü mercek altına alındı.

‘İTTİFAKIN BELİRLEYİCİSİ’

Analizde, Ankara'nın uzun yıllar boyunca jeopolitik konumuyla açıklanan stratejik öneminin artık çok daha farklı dinamiklerle değerlendirildiği belirtildi.

Türkiye'nin Karadeniz'deki konumu, NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip olması, gelişen savunma sanayisi ve kriz dönemlerinde üstlendiği diplomatik rolün, İttifak açısından giderek daha belirleyici hale geldiği ifade edildi.

"TÜRKİYE ARTIK SADECE COĞRAFYASIYLA AÇIKLANAMAZ"

Analizde, uzun yıllar boyunca Türkiye'nin NATO açısından öneminin Avrupa, Asya ve Orta Doğu'nun kesişim noktasındaki konumuyla açıklandığı belirtilirken, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ardından bu yaklaşımın değiştiği ifade edildi.

Türkiye'nin artık yalnızca Türk Boğazları'nı kontrol eden ülke olarak değil, askeri kapasitesi, savunma sanayisi ve diplomatik ağı sayesinde NATO'nun gelişen güvenlik mimarisine yön veren ülkelerden biri haline geldiği vurgulandı.

‘BENZERSİZ KONUMA SAHİP’

Analize göre Rusya'nın 2022'de Ukrayna'ya karşı başlattığı savaşla birlikte Karadeniz yeniden Avrupa güvenliğinin merkezlerinden biri haline geldi.

Enerji koridorları, ticaret yolları, askeri hareketlilik ve deniz güvenliğinin NATO'nun stratejik planlamasında kritik önem kazandığı belirtilen analizde, Türk Boğazları'nı kontrol eden tek NATO üyesi olan Türkiye'nin benzersiz bir konuma sahip olduğu kaydedildi.

‘STRATEJİK GÜCE DÖNÜŞTÜ’

Ankara'nın Montrö Sözleşmesi'ni uygulayarak savaşan tarafların savaş gemilerine yönelik geçişleri kısıtlamasının uluslararası hukukun bölgesel istikrarın korunmasında oynadığı role örnek gösterildiği analizde, Türkiye'nin kriz yönetimindeki pozisyonunun öne çıktığı ifade edildi.

Ancak analizde, Türkiye'nin öneminin yalnızca coğrafi konumundan kaynaklanmadığı, askeri kapasitesi, savunma sanayisi ve diplomatik kabiliyetleriyle bu avantajı stratejik güce dönüştürdüğü vurgulandı.

İlginizi Çekebilir

‘NATO'NUN İKİNCİ BÜYÜK ORDUSU’

Bununla birlikte analizde Türkiye'nin NATO'nun ikinci büyük daimi silahlı kuvvetlerine sahip olduğuna dikkat çekildi.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin NATO operasyonları, terörle mücadele faaliyetleri, barışı koruma görevleri ve sınır ötesi harekatlardan elde ettiği operasyonel deneyimin, İttifak'ın caydırıcılık ve hızlı müdahale kapasitesine önemli katkı sağladığı belirtildi.

NATO'nun hazırlık seviyesini artırmaya çalıştığı mevcut güvenlik ortamında, bu operasyonel deneyimin yalnızca asker sayısından daha önemli hale geldiği değerlendirmesine yer verildi.

‘NATO’NUN BELKEMİĞİ: TÜRK SAVUNMASI’

Analizde Türkiye'nin son yıllarda yerli savunma sanayisine yaptığı yatırımların stratejik önemini artırdığı belirtildi.

Baykar, TUSAŞ, Roketsan ve ASELSAN'ın geliştirdiği teknolojilerin Türkiye'nin dışa bağımlılığını azaltırken NATO'nun kolektif savunma kapasitesine de katkı sunduğu ifade edildi.

Rusya-Ukrayna Savaşı'nın insansız hava araçları, hassas güdümlü mühimmat, elektronik harp ve istihbarata dayalı operasyonların önemini ortaya koyduğu belirtilirken, Türkiye'nin bu alanlardaki deneyimi sayesinde modern savaş teknolojilerinde öne çıkan ülkeler arasında gösterildiği aktarıldı.

Analizde, Türkiye'nin geliştirdiği savunma sanayisi ekosisteminin NATO'nun modernizasyon sürecine katkı sunduğu değerlendirmesi yapılırken “Türk savunması ittifakın belkemiği haline geliyor” denildi.

‘AZ SAYIDAKİ ÜLKELERDEN BİRİ’

Analizde Türkiye'nin Rusya-Ukrayna Savaşı boyunca hem Kiev hem de Moskova ile iletişim kurabilen az sayıdaki ülkeden biri olduğuna dikkat çekildi.

Ankara'nın Ukrayna'ya destek verirken Rusya ile diplomatik kanalları açık tutmasının Karadeniz Tahıl Girişimi gibi kritik süreçlerin yürütülmesine imkan sağladığı belirtilirken, bunun NATO açısından önemli bir stratejik avantaj oluşturduğu ifade edildi.

Türkiye'nin Avrupa, Karadeniz, Kafkasya ve Orta Doğu'nun kesişiminde yer alması nedeniyle birçok NATO ülkesinden daha karmaşık bir güvenlik ortamında hareket ettiği belirtilen analizde, bu durumun Ankara'nın diplomatik esnekliğini güçlendirdiği kaydedildi.

‘10 YILDA NELER OLACAK?’

Analizin son bölümünde ise NATO'nun geleceğine ilişkin dikkat çekici değerlendirmelere yer verildi.

Rusya-Ukrayna Savaşı sona erse bile Avrupa'nın uzun yıllar boyunca jeopolitik rekabet, askeri modernizasyon ve bölgesel istikrarsızlıkla karşı karşıya kalacağı belirtilen analizde, NATO'nun da savunma sanayisi iş birliği, teknolojik yenilik, hızlı askeri hareket kabiliyeti ve bölgesel dayanıklılık alanlarına daha fazla ağırlık vereceği ifade edildi.

Bu süreçte Türkiye'nin sahip olduğu askeri kapasite, gelişmiş savunma sanayisi, operasyonel deneyimi ve farklı bölgesel aktörlerle kurduğu diplomatik ilişkiler sayesinde İttifak içinde daha da kritik bir rol üstleneceği değerlendirildi.

‘SINIRLARIN ÖTESİNDEKİ KİLİT’

Analizde mevcut eğilimlerin sürmesi halinde Türkiye'nin önümüzdeki on yıl boyunca NATO'nun gelişen güvenlik mimarisinde ve Euro-Atlantik güvenliğinin şekillenmesinde kilit aktörlerden biri olmayı sürdüreceği değerlendirmesine yer verildi.

Sonuç bölümünde ise Türkiye'nin NATO içindeki stratejik öneminin artık yalnızca bulunduğu coğrafyadan değil, askeri gücü, gelişen savunma sanayisi, diplomatik girişimleri ve stratejik esnekliğinden kaynaklandığı ifade edildi. Analizde, NATO'nun değişen güvenlik anlayışı içinde Türkiye'nin rolünün "sınırların ötesindeki kilit olarak" yeniden tanımlandığı vurgulandı.

Eurasia Review'den çarpıcı Türkiye analizi! Dikkat çeken 'gelecek 10 yıl' senaryosu: 'Sınırların ötesindeki kilit'
Altın tırmanışa geçti! İşte sert yükselişin 2 nedeni