Bir tabak gazlı yiyecekle besleniyorlar! 'Gaz salatası' zayıflatıyor mu bağırsakları mı zorluyor?

Betül Yasemin Kökbek / Milliyet.com.tr-Son zamanlarda TikTok’ta hızla yayılan 'fart salad' (gaz yapan salata) trendi, sindirimi hızlandırdığı ve kilo vermeye yardımcı olduğu iddiasıyla dikkat çekiyor. Trendin çıkış noktası; lahana, soğan, makarna, peynir ve salam gibi malzemelerin bir araya getirilmesiyle oluşturulan yüksek lifli bir salata elde etmek. Bu tür içeriklerde amaç, lif alımını artırarak bağırsak hareketlerini desteklemek ve sindirim sistemini daha aktif hale getirmek olarak gösteriliyor. Uzmanlara göre lif açısından zengin besinler bağırsak sağlığı için oldukça önemli ve birçok kişinin günlük önerilen lif miktarını karşılayamadığı biliniyor. Ancak bu trendde önerildiği gibi lifli gıdaların bir anda ve yüksek miktarda tüketilmesi, şişkinlik, gaz ve karın ağrısı gibi sindirim problemlerine yol açabilir. Ayrıca işlenmiş et ürünleri, peynir ve hazır soslar yüksek kalori ve doymuş yağ içeriği nedeniyle beslenme kalitesini düşürebilir. Tariflerde yer alan işlenmiş et ürünleri, peynir ve hazır sosların yüksek kalori, tuz ve doymuş yağ içeriği nedeniyle sağlıklı bir seçenek olmaktan uzaklaşabileceği ifade ediliyor. Uzmanlar, bu tür trendlerin tamamen zararlı olmadığını ancak daha dengeli uygulanması gerektiğini vurguluyor. Lif tüketiminin kademeli olarak artırılması, işlenmiş gıdalar yerine baklagiller, tam tahıllar ve taze sebzelerin tercih edilmesi öneriliyor. Aynı zamanda sağlıklı yağ kaynaklarının kullanılması da daha dengeli bir beslenme için önemli görülüyor. Sonuç olarak, 'fart salad' trendi lif tüketiminin önemine dikkat çekse de, bilinçsiz ve aşırı uygulandığında beklenen faydadan çok zarar getirebileceği belirtiliyor. Peki uzmanlar 'fart salad' akımına ne diyor?
GAZ YAPAN SALATA ZİRVEYE TIRMANDI!
Hızla popülerleşen 'gaz yapan salata' akımını anlamak için, ilk önce bu trendin temelini oluşturan 'fibermaxing' kavramına bakmak gerekir. Bu yaklaşım, günlük beslenmede lif alımını bilinçli olarak artırmayı hedefliyor ve tam tahıllar, baklagiller, sebze-meyveler ile kuruyemiş ve tohumların tüketimini teşvik ediyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Erzin bu yaklaşımın herkes için uygun olmadığının altını çizerek açıklamalarına başladı. Prof. Dr. Erzin, "Lifin çözünür mü yoksa çözünmez mi olduğu, fermente olabilen veya olmayan türleri, alım hızı sonuçları oldukça etkiler. Buna göre bazı durumlarda yüksek lif özellikle tek öğünde çok lif oldukça riskli olabilir. İnflamatuvar Bağırsak Hastalıkları’nda tıkanıklık bulguları olan hastalarda ‘düşük fiber yükü’ yaklaşımların klinikte sık kullanıldığı; kanıt sınırlı olsa da obstrüksiyon riski nedeniyle lif kısıtının pratikte gündeme geldiği ECCO konsensüslerinde vurgulanır"dedi. Mide boşalımında güçlük olan Gastroparezi hastalarında lif alımında artışın mide boşalmasını yavaşlatabileceği ve bezoar (sindirilmemiş-taşlaşmış artık) riskini artırabileceğini de hatırlattı.

ŞİŞKİNLİK, KRAMP VE İSHAL YAPABİLİR
Öte yandan 'fart salad' kavramını değerlendiren Gastroenteroloji Uzmanı Uzm. Dr. Atilla Akpınar, "Fart salad gibi trendler, genellikle baklagil, çiğ sebze, soğan, sarımsak, lahana türevleri gibi fermente olabilen karbonhidrat ve lif içeriği yüksek bileşenlere dayanır. Bu tip tarifler bir yandan insanları sebze-baklagile yönlendirdiği için beslenme kalitesini artırabilir. Diğer yandan tek öğünde lif yüklemesi ve yüksek fermente olabilen içerik nedeniyle gaz, şişkinlik, kramp, ishal gibi şikayetleri tetikleyebilir. Bu nedenle herkese iyi gelir diye genellenmesi doğru değildir. Lif fermantasyonu sonucu kısa zincirli yağ asitleri ve gaz üretimi fizyolojik bir süreçtir ancak bunlara bağlı semptom oluşturma eşiği kişiden kişiye değişir" diyerek açıklamalarına devam etti. Uzm. Dr. Akpınar, sosyal medyadaki bu trendin pozitif kısmının diyetteki bitkisel çeşitliliği artırması olarak görünse de doz ve hız kontrolünün önemi çoğunlukla atlanmaması gerektiğini iletti.
Bu tip beslenme modellerinin ardından oluşabilecek sağlık sorunlarından bir tanesi de aşırı şişkinlik ve gaz. Prof. Dr. Erzin, gaz ve şişkinliğin çoğu zaman kendini sınırlayıcı olup, diyet ve yaşam tarzıyla ilişkilendirildiğini ve hangi durumlarda alarma geçilmesi gerektiğini şu şekilde listeledi:
- Kanlı dışkı, demir eksikliği anemisi şüphesi,
- İstemsiz kilo kaybı, iştahsızlık,
- Gece uyandıran semptomlar (özellikle ishal ve karın ağrısı),
- Dirençli kusma, oral alım bozukluğu, belirgin dehidratasyon,
- Ateş, belirgin sistemik inflamasyon bulguları,
- Yeni başlangıç ve ileri yaş (özellikle >50 gibi) veya güçlü aile öyküsü (kolorektal kanser, İBH gibi)
Bu gibi bulguların olmadığı ve İBS gibi fonksiyonel tablolar için semptomların lifle ilişkisini gözlemleyerek lif türünü ayarlamayı öneren kılavuzlar mevcuttur.
Açıklamalarına lifli gıdaların tüketilmesinin ardından mikrobiyata da yaşanabilecek değişimleri anlatarak sonlandıran Prof. Dr. Erzin şu ifadeleri kullandı: "Lif, sindirilemeyen karbonhidratlar olarak kolona ulaşır ve burada mikrobiyota tarafından fermente edilerek kısa zincirli yap asitlerinin (asetat, propiyonat, bütirat) üretimini artırır; bunlar kolonik epitel (kalın bağırsağın (kolon) iç yüzeyini kaplayan, mukoza adı verilen en iç tabakayı oluşturan özel bir epitel doku türü) için enerji kaynağıdır ve bariyer-immün yanıt (bağışıklık) üzerinde etkileri vardır. Aynı fermantasyon sırasında hidrojen, CO₂, metan gibi gazlar oluşur ki bu da özellikle başlangıçta şişkinlik ve guruldama artışı olarak hissedilebilir.Daha sonra mikrobiyota ekolojik olarak uyumlanır yani lif parçalayan türler nispeten avantaj kazanır, bakteriler arası cross-feeding (birinin ara ürününü diğerinin kullanması) artar ve bazı kişilerde semptomlar zamanla hafifleyebilir. Ancak bu adaptasyon herkeste aynı olmaz, başlangıç mikrobiyota yapısı, bağırsak motilitesi ve özellikle İBS’deki visseral hipersensitivite bu toleransı belirler. Bu yüzden pratikte lif artışı kademeli yapılmalı ve gün içine yayılmalıdır."